Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Dijital Detoks: Kendi Toksinine Antidot Satanlar ÖZET: Teknoloji şirketleri, ürettikleri ‘bağımlılık’ ve ‘dikkat dağınıklığı’ sorunlarına şimdi de ‘dijital d…

Dijital Detoks: Kendi Toksinine Antidot Satanlar ÖZET: Teknoloji şirketleri, ürettikleri ‘bağımlılık’ ve ‘dikkat dağınıklığı’ sorunlarına şimdi de ‘dijital d…

04 Nisan 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 8

Yani ne bileyim, bu dijital detoks falan mevzuları gerçekten komik geliyor bana, baya baya komik hem de. Şöyle bir düşünün şimdi, hani yıllarca sana kahve iç kahve iç, uyanık kal, daha verimli ol diye diye bağımlısı yaptılar ya— sonra baktılar milletin midesi delindi, uykusu kaçtı, hoop bir anda “Sağlıklı yaşam için kahve detoksu!” diye yeni ürün çıkardılar. Resmen aynı şey, hatta daha beteri teknoloji tarafında, kimse kusura bakmasın.

Hani sen, sevgili teknoloji devleri, yıllarca insanları ekranlara kilitlemek için elinizden geleni yaptınız değil mi? Algoritmalar, bildirimler, o sonsuz kaydırma denen lanet şey— hepsi ince ince düşünülmüş, beynimizin en ilkel dürtülerine oynayan numaralar. “Daha fazla bak, daha fazla tıkla, daha fazla kal burada,” dediniz, dedirttiniz, biz de aptal gibi düştük tuzağa çoğumuz. Ha ben mi düşmedim? Düştüm tabii ya, kim düşmedi ki Allah aşkına? Sabah ilk iş telefona bakmak, akşam yatmadan son iş telefona bakmak. E-posta, sosyal medya, haber, ne varsa işte. Bazen düşünüyorum da, acaba bu elimizdeki aletler gerçekten bizi özgürleştiriyor mu yoksa görünmez prangalara mı bağlıyor, hem de gayet güzel tasarlanmış, janjanlı prangalara…

Şimdi ne oldu? Baktılar millet iyice kafayı yedi, dikkat süreleri kuş beynine döndü, çocuklar bile telefonla doğuyor sanki, hop bir anda “Durun! Dijital denge önemli! Ekran sürenizi azaltın! Sizin için yeni uygulamalar geliştirdik, dikkat dağıtmayan telefonlar yapıyoruz!” Eee, ne yani şimdi bu? Önce zehirle, sonra da o zehrin panzehirini, hem de kendi ürettiğin panzehiri satmaya çalış. Ne kadar, ne kadar vicdansızca bir iş modeli, akla ziyan.

Geçen bir arkadaşla konuşuyorduk, yazılımcı o da, “Abi” dedi, “Bizim yazdığımız kodlar aslında insanı daha çok ekranda tutmak için. Ama şimdi bize yeni görevler veriyorlar, bu sefer de o bağımlılığı azaltacak özellikler ekliyoruz.” Yani düşünsene, adam sabah kalkıyor, “Bugün insanları nasıl daha çok oyuna kilitlerim?” diye düşünüyor, sonra akşam eve gidiyor, “Acaba kendi ekran süremi nasıl azaltırım?” diye dertleniyor. Şizofrenik bir durum bu, bildiğin şizofreni!

Zehir mi, Antidot mu?

Bakın şöyle bir örnek vereyim, hani bu bildirimler var ya, hani “şu arkadaşınız yorum yaptı,” “şu sayfada yeni bir şey var” diye sürekli patır patır gelen. Bunlar bizim beynimizdeki dopamin sistemini direkt hedef alıyor, bildiğin kumar makinesi gibi çalışıyor. Her bildirim bir küçük ödül, bir beklenti, bir “acaba ne var?” hissi. Sonra ne oldu? İnsanlar “çok dikkatim dağılıyor” demeye başlayınca, şirketler “Şimdi size daha akıllı bildirimler sunuyoruz, sadece gerçekten önemli olanlar gelsin” diyor. E baştan öyle yapsaydın kardeşim, baştan! Ne diye bu kadar abarttınız ki? Sanki bu “akıllı bildirim” dedikleri şey, evrenin sırrını falan çözüyor, hayır sadece kendi yarattıkları gürültüyü biraz kısmışlar, o kadar.

Bu arada, geçen markette sıra beklerken aklıma geldi, hani bu “akıllı saatler” falan var ya, hani senin uyku kaliteni ölçüyor, adımlarını sayıyor, bilmem ne. Eskiden insanlar saate bakıp sadece zamanı öğrenirdi, şimdi saatine bakıp “Ay, bu gece az uyumuşum, demek ki kötü hissediyorum” diyor. Yani teknoloji bizi daha çok kendimize yabancılaştırmıyor mu sizce de? Hissiyatlarımızı bile bir makinenin verilerine endeksler olduk, ya da en azından ben öyle hissediyorum bazen. Kendi bedensel sinyallerimi bile önemsemez oldum sanki, “Saat ne diyor bakalım” der oldum.

Yani ne bileyim, bu işin mantığı baya bozuk. Resmen bir döngü bu. Önce bir ihtiyaç yarat, hatta bir bağımlılık yarat, sonra da o bağımlılığın getirdiği sorunlara çözüm sat. Ve bu döngüden, inanın bana, kimse kolay kolay çıkamayacak gibi duruyor. Çünkü kimse o altın yumurtlayan tavuğu kesmek istemez, hele ki bu tavuk sana milyarlarca dolar kazandırıyorsa…

A person sitting cross-legged on a yoga mat, holding a smartphone with one hand and a small, antique hourglass in the other, looking conflicted. The background is a digital-looking forest.

Mesela bu “ekran süresi” özellikleri var telefonlarda şimdi, hani sana haftalık rapor gönderiyor, “Geçen haftaya göre %10 daha az/çok kullandınız” falan diyor. Tamam güzel bir farkındalık yaratıyor belki. Ama yine de o telefonun kendisi sana raporu gönderiyor, o uygulamaların olduğu alet sana “az kullan” diye öğüt veriyor. Komedi gibi. Kendi köpeğin sana “sahibim, fazla yiyorsun” deseydi ne hissederdin, aynı hesap bence. Ya da vazgeçtim, öyle değil. Daha çok, “Sahibim, bu mamayı ben ürettim, ama yersen kilo alırsın, o yüzden dikkatli ol” diyen bir köpek gibi…

Hani bu şirketler bir de şöyle bir hava takınıyorlar ya bazen, “Biz aslında sizin iyiliğiniz için varız, sizin hayat kalitenizi artırmak için çalışıyoruz.” Ya bırakın bu ayakları Allah aşkına. İyi de kardeşim, hayat kalitemizi artıracaksanız, baştan bizi bu kadar bağımlı yapmasaydınız ya? Baştan bizi sürekli ekrana baktırtmak için tüm o akıllı zekaları çalıştırmasaydınız ya? Şimdi çıkıp “Dengeyi bulun” demek, biraz geç kalmış bir öğüt değil mi sizce de?

Aslında tam tersi… Yani düşünsene, bu teknoloji dediğimiz şey bir zamanlar bize “zaman kazandıracak” deniyordu. Çamaşır makinesi zaman kazandırdı, bulaşık makinesi kazandırdı. Ama bu akıllı telefonlar? Bunlar zamanı çalan bir canavara dönüştü resmen. Sosyal medyada geçen o saatler, anlamsız videolarda kaybolan dakikalar… Sonra çıkıp bize “dijital detoks yapın” diyorlar. Gerçekten de insanı çileden çıkarır böyle şeyler.

Geçen hafta bir tane inceleme okudum, yeni bir telefon çıkmış, “dikkat dağıtmayan arayüz” falan filan. Sanki uzaya mekik göndermişler. Alt tarafı bildirimleri daha az göstermeyi vaat ediyor ve uygulamaları renksiz hale getiriyor. E be canım, ben bunu zaten kendim yapamaz mıydım? Telefonun ayarlarından bildirimleri kapatabilir, ekranı siyah beyaz yapabilirim. Ama kim uğraşır ki? Biz tembelliğe alıştırıldık, sonra da tembelliğimizin bedelini ödüyoruz işte.

Şey, hani bir de bu işin bir başka boyutu var, bu “FOMO” dedikleri, yani “Fear Of Missing Out.” Bir şeyleri kaçırma korkusu. Bu da tamamen o platformların bize empoze ettiği bir şey. Sürekli “Bak herkes ne yapıyor, sen geri mi kalıyorsun?” mesajı veriyorlar. Sonra da bu FOMO yüzünden insanlar sürekli telefonuna bakınca, “Çok takılıyorsunuz, bağımlılık yapıcı” diye eleştiriyorlar. Sanki o FOMO’yu yaratan kendileri değilmiş gibi. Yani bu samimiyetsizliğin geldiği nokta gerçekten şaşırtıcı…

A smartphone screen showing a highly stylized "digital detox" app icon next to a notification pop-up for a social media app, creating a visual contradiction.

Şimdi mesela bu metaverse falan filan muhabbetleri dönüyor, hani iyice sanal dünyalara gömüleceğiz ya. Ben mi? Ben kendi adıma pek hevesli değilim o işlere. Çünkü bu “dijital detoks” dedikleri şey bile, aslında bizi o sistemin içinde tutmaya devam etme stratejisi gibi geliyor. “Azaltın ama tamamen bırakmayın, çünkü panzehiri bizde!” diyorlar adeta. Sanki kurnaz bir oyun bu.

Yani düşünün, sen yıllarca bir sistemi eleştiriyorsun, “bu sistem hatalı” diyorsun, sonra o sistem dönüp sana diyor ki “Haklısın, hatalı. Gel sana bu hatayı düzeltmen için yeni bir araç satayım, bak bu araç da benden!” Ne kadar absürt değil mi? Gerçekten inanılır gibi değil. Bu bildiğin, kurbanı kendi celladına aşık etmek gibi bir durum, öyle bir şey işte.

Belki de haklıdırlar, belki de gerçekten iyi niyetliler. Bilmiyorum…

Ama neyse… Ben gidip bir çay koyayım kendime en iyisi.

A steaming mug of tea sitting on a wooden desk, next to a vintage-looking notebook and a pen. The scene feels calm and analogue.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x