Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • AI’ın Sahte Bilgisi: Gerçekliğin Son Kullanma Tarihi ÖZET: Yapay zeka modelleri, inanılmaz bir akıcılıkla “gerçekler” üretiyor. Ancak bu “gerçekler” çoğu zam…

AI’ın Sahte Bilgisi: Gerçekliğin Son Kullanma Tarihi ÖZET: Yapay zeka modelleri, inanılmaz bir akıcılıkla “gerçekler” üretiyor. Ancak bu “gerçekler” çoğu zam…

03 Nisan 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 8

AI’ın Yalanı

Hani böyle, telefon elinde kaydırırken birden bir başlık görüyorsun, “Bilim Adamları Açıkladı: Su İçmek Aslında Zararlıymış!” falan, ya da ne bileyim, “Mars’ta Antik Bir Şehir Bulundu, NASA Saklıyor!” gibilerinden. Duruyorsun, duraksıyorsun. İlk bakışta hemen atlayasın geliyor, içindeki o dedikoducu yanı işte tetikleniyor. Sonra bir an durup düşününce saçma geliyor değil mi? Gelmesi lazım, gelmiyorsa zaten geçmiş olsun, beyninizde paslanma başlamış demektir. Ama şimdi durum biraz daha karmaşıklaşmaya başladı, öyle basit “tıklanma tuzağı” başlıklarıyla geçiştiremeyeceğimiz bir noktadayız.

Bu yapay zeka mevzusu varya, dur durak bilmiyor. Bir bakıyorsun şiir yazıyor, bir bakıyorsun kod, bir bakıyorsun bir uzmana danışmışsın gibi sana dünyanın en detaylı bilgilerini kusuyor. Hem de ne akıcılıkla! Ama işte tam da o akıcılık var ya, o akıcılık hepimizi yutmaya başlıyor sanki. Bir metin geliyor önüme, bir rapor, bir analiz, bazen bir haber metni hatta, okuyorum. İlk başta diyorum ki “vay be, ne kadar da iyi yazılmış, ne kadar da detaylı, bilgili biri kaleme almış bunu.” Sonra ufak bir şüphe kemirmeye başlıyor içimi. O kadar pürüzsüz ki, o kadar “doğru” ki, bir yerlerde bir kusur arıyorum bulamıyorum.

İşte o kusursuzluk, asıl kusur olmaya başladı. Çünkü o kadar mükemmel yazılan, o kadar derli toplu görünen her şey, aslında bir yapay zeka modelinin “uydurduğu” şeyler olabiliyor. Hem de en cahilinden en zeki uzmanına kadar herkesi aldatabilecek bir beceriyle yapıyor bunu. Sahte bilgiler üretiyor, ama öyle bir dille yapıyor ki, beynin “gerçek değil” alarmını çalmıyor bile çoğu zaman. Sanki bir şef, en taze malzemeleri kullanarak mükemmel bir yemek yapmış, ama aslında o malzemeler bir plastikten ibaretmiş gibi düşünün. Görüntü harika, koku desen, neyse, bu biraz tuhaf bir örnek oldu. Ya da vazgeçtim, öyle değil.

Aslında tam tersi belki de. Hani çocukken, komşu teyzenin anlattığı hikayeler vardı, “Sen doğarken güneş tutulmuştu da…” diye başlardı da sonra iş çığrından çıkardı, en sonunda uzaylıların kaçırdığı falan bir noktaya gelirdi, hepimiz de inanırmışız gibi dinlerdik değil mi? Hah, işte şimdi o komşu teyze, elinde bir bilgisayarla bize anlattığı o hikayeleri “kaynakçalı” bir şekilde sunuyor. Üstelik o kaynakçalar da çoğu zaman… yok ya ne alakası var şimdi.

Neyse, konuyu dağıtmayayım. Geçenlerde, mesela, bir arkadaşım geldi, elinde bir makale. “Memduh abi” dedi, “baksana, yapay zeka ve etik üzerine acayip bir makale buldum, müthiş öngörüler var.” Okumaya başladım. Gerçekten de akıcı, derinlikli, falan filan. Her şey tıkırında gidiyor gibi. Ama bir noktada, yazının içinde geçen bir ‘uzman’ ismini takıldım. Hani böyle, hiç duymadığım, ama kulağa çok akademik gelen bir isim. Şey, kontrol ettim. Öyle bir ‘uzman’ yok. Yani, yok. Google’da da, akademik veri tabanlarında da. Bildiğin uydurulmuş. İşte o an dank etti. Koskoca makale, sadece o isim yüzünden mi çöpe gidecek şimdi? Yoksa, o isim dışında her şey doğru olabilir miydi? Ama neye göre doğru?

A person looking perplexed at a smartphone screen, with abstract, flowing digital data superimposed over their face, suggesting a deluge of information that is hard to discern as real or fake. The background is slightly out of focus, depicting a modern, minimalist room.

İşin komik tarafı, biz insanlar, “gerçek” diye bir şeye çok fena takılmış durumdayız. Gerçeklik nedir? Hani o soğumuş çay tadındaki gerçekler bazen canımızı sıkmaz mı? Bazen kaçmak istemez miyiz onlardan? Yapay zeka da bize tam da bunu sunuyor aslında. İstediğin kadar gerçek, ama istersen biraz da fantastik, istersen biraz da sana uyan bir gerçeklik. Kendi küçük dünyamızda, filtrelerimizde yaşıyoruz zaten bir süredir. Instagram’daki filtreler, sosyal medyadaki algoritmalar… Hepimiz bir nevi kendi “sahte gerçekliğimizi” inşa ediyoruz. AI ise bunu küresel ölçekte, çok daha sofistike bir şekilde yapıyor.

Şimdi düşün, bir öğrenci ödevini AI’a yaptırıyor, bir gazeteci haber metnini… Hatta bir yazılımcı (ki ben de severim bu tür tool’ları incelemeyi) kodunu yazdırıyor. İyi güzel de, o AI’ın kullandığı veri seti, o AI’ın öğrendiği şeyler ne kadar “gerçek”? Ya o veri setinin içinde zaten yanlış bilgiler varsa? Ya AI, yanlış bilgileri öğrenip, üstüne kendi “yaratıcılığını” da ekleyip bize bambaşka, ama ikna edici bir “gerçek” sunuyorsa? Yani, aslında yapay zekalar dediğimiz şeyler, bir nevi “gerçeğin son kullanma tarihini” belirlemeye başladı galiba.

Bir zamanlar “bunu gazetede okudum” derdik, sonra “internette gördüm” dedik. Şimdi ne diyeceğiz? “AI bana söyledi”? Kime güveneceğiz o zaman? Hani böyle, eskiden derlerdi ya, “her duyduğuna inanma, gözünle görmediğin şeye…” E şimdi gözümüzle gördüğümüz şey bile, bir deepfake videosu olabilir. Kulaklarımızla duyduğumuz, AI tarafından üretilmiş bir ses kaydı. Şey, bu cidden biraz korkutucu değil mi? Böyle düşündükçe uykum kaçıyor bazen, hani teknolojiyi severim, yenilikleri kovalarım ama bu tarafı… Bilemiyorum, nereye varacak bu iş.

A dystopian cityscape at night, with glowing neon signs displaying fragmented and distorted text. In the foreground, a lone figure with a trench coat walks, their face obscured, holding a tablet that reflects more fragmented digital data, emphasizing confusion and solitude in a manipulated reality.

En ironik yanı ne biliyor musunuz? Şimdi ben bu yazıyı yazarken, içimden bir ses sürekli “acaba bir yapay zeka detektörüne yakalanır mıyım” diye düşünmüyor değilim. Böyle tuhaf cümleler kuruyorum, devrik yapıyorum, gereksiz laflar ediyorum, noktalama işaretlerini sallıyorum falan. Amaç ne? Robot olmadığımı kanıtlamak. Yani düşünsenize, insan olmanın en temel özelliklerinden biri, ‘kusurlu’ olmakken, şimdi bu kusurları taklit etmeye çalışıyoruz ki “insan” olduğumuz belli olsun. Komik. Gerçekten komik, ağlanacak halimize gülüyoruz resmen. Ya da sadece ben mi öyleyim, bilmiyorum.

Belki de haklılardır, belki de hepimiz bir simülasyonun içindeyizdir zaten, kim bilir. Bu yapay zekalar da o simülasyonu biraz daha “gerçekçi” hale getiriyordur, ya da tam tersi, “çatırtıları” ortaya çıkarıyordur. Bir arkadaşım var, hep der ki, “Memduh, boşver bu felsefeyi, al bir telefon, kurcalasana şunun yeni kamerası nasıl çekiyor.” Haklı mı? Belki. Ne uğraşıyoruz ki bu kadar? Aman, kimin umurunda zaten bu “gerçek” denilen şey.

Ama sonra yine içime oturuyor. Gerçekten, yarın öbür gün, bir haber okuduğumda, bir bilgi edindiğimde, bunun gerçekten “doğru” olup olmadığını kim söyleyecek bana? Yoksa hepimiz bu “akıcı, ikna edici yalanlar” okyanusunda boğulmaya mı mahkumuz? Belki de tek çare, herkesin kendi gerçeğini oluşturması, ama o zaman da, ortak bir paydada nasıl buluşacağız?

İşte o yüzden diyorum ki, teknoloji güzel, yenilikler harika, hayatımızı kolaylaştırıyor, falan filan. Ama bu sahte bilgi üretme kapasitesi, bu “gerçeklik bükücü” gücü… Aman diyeyim, dikkatli olalım. Her okuduğumuza, her gördüğümüze inanmayalım. Hatta şüpheciliği bir adım öteye taşıyalım, kendi kendimize bile şüpheyle bakalım. Acaba ben de doğru mu düşünüyorum şu an? Yoksa beynime AI mı bir şeyler fısıldadı gece uyurken? Abarttım mı? Belki. Ya da… neyse.

A close-up shot of a human eye, slightly unfocused, reflecting fragments of digital code and abstract patterns, symbolizing the struggle to perceive reality amidst digital interference. The pupil is dilated, suggesting confusion or deep thought.

Gidip bir çay koyayım en iyisi. Belki de sıcak bir çay, bu “gerçekliğin son kullanma tarihi” muhabbetini biraz olsun kafamdan atar. Ya da en azından, çayın gerçek olduğunu umarım.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x