Küresel Gıda ve Enerji Krizi Kapıda: Türkiye İçin Kritik Rolün Kapısı Açılıyor

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı müdahale sonrası enerjiyle tarımın kesişimindeki kritik nokta olan Hürmüz Boğazı, küresel tedarik zincirlerinde sıkıntıya yol açabilir. Uzmanlar, bu sarsıntının Türkiye için yeni bir koridor oluşturma potansiyelini gündeme getirdiğini belirtiyor.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, boğazın kapanmasının sadece petrol üzerinden değil, gıda arzı ve maliyetler üzerinde de derin etkileri olabileceğini söylüyor. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyımının çoğunluğunun bu kanal üzerinden gittiğini hatırlatarak, bu durumun tarım piyasalarını dolaylı olarak etkileyebileceğini ifade ediyor: Gıda fiyatlarında artış olasılığı.
Gülçubuk, enerji maliyetleriyle doğrudan ilişkili üretim ve dağıtım süreçlerinin bu süreçte baskı altına gireceğini şöyle özetliyor: Akaryakıt, elektrik, sulama, gübre ve lojistik gibi unsurlar, maliyet artışlarına yol açabilir. Böyle bir kriz, tarımgıda ani fiyat yükselişlerini tetikleyebilir.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel rolü konusunda öne sürülen görüşler, bu maliyet artışlarının özellikle gıdaya erişimde sorun yaşayan düşük gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri daha çok etkileyeceği yönünde. Gülçubuk’a göre Türkiye, bu süreçte hem bölgesel, hem de küresel ölçekte önemli bir köprü konumunu üstlenebilir: Türkiye’nin enerji ve gıda koridoru oluşturarak küresel barış ve güvenilir gıda temininde öne çıkması mümkün olabilir.
Gelişmeleri, Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu arasındaki lojistik ağları üzerinden değerlendirmenin, Türkiye’nin liman kapasitesi, depolama altyapısı ve ticari ağlarını kullanarak bölgesel bir dağıtım merkezi haline gelebileceğini gösterdiğini belirten uzmanlar, böyle bir yaklaşımın yalnızca kendi gıda güvenliğini güçlendirmekle kalmayıp, küresel gıda piyasalarında da istikrar sağlayacağını vurguluyor.
Alternatif rota pratikte mümkün değil savını yineleyen akademisyenler, bu boğaz üzerinden yapılabilecek bir kapanmanın dünya gübre arzında kırılganlıkları derinleştireceğini ifade ediyor. Haziran 2025 verilerine göre toplam gübre ticaretinin önemli bir bölümü bu geçitten geçiyor; sülfür ve üre başta olmak üzere yıllık sevkiyatlar milyonlarca ton mertebesinde. Özellikle Katar, Suudi Arabistan ve İran’ın azot gübresi ihracatında üst sıralarda olması nedeniyle, boğazın kapanması halinde küresel tedarik zincirinde ciddi daralmalara yol açabilir.
Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi fikri, Karadeniz krizine benzer olarak, tarafsız bir arabulucu mekanizmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Bayramoğlu, bu yaklaşımın İstanbul merkezli bir platformla ticari geçişleri koordine eden bir yapı olarak işler hale getirilebileceğini düşünüyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru yaratmadan, gıda ve gübre akışını güvence altına almayı hedefliyor. Diplomasinin ve teknik hazırlığın eşzamanlı ilerlemesiyle Hürmüz krizinde de benzer bir işlevin görülebileceğini vurguluyor.












