Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

İranda İslam Devriminin Taşları Nasıl Döşendi?

01 Mart 2026 • 10:00 Patron Koltuğu 6

1979 yılı, İran’da Şah Muhammed Rızâ Pahlevî’nin hükümetten ayrılmasına ve ardından Humeyni’nin geri dönüşüne sahne oldu. Şah’ın kaçışı, uzun süredir sürgünde olan Ayetullah Humeyni için bir dönüşüm kapısı açtı. Humeyni, 1 Şubat’ta ülkesine dönüşünü ilan ederek hareketin merkezi güçlerinden biri haline geldi ve kısa sürede devrimin yönünü belirledi. 11 Şubat’ta ordu tarafsızlığını açıklayarak ülkede yeni bir siyasi dengeden söz edilmesini sağladı. Bu süreç, 54 yıllık Pahlevî Hanedanı’nın sonunu getirdi ve Humeyni, İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etme sürecini hızlandırdı. Devrim, bir günde gerçekleşmedi; 1978–1980 arasındaki iki yıllık bir dönemde birikmiş toplumsal değişimlerin sonucuydu. 60’lar ve 70’lerdeki hızlı ekonomik ve sosyal dönüşümler, bu süreçte belirleyici rol oynadı.

Şah’ın devrildiği dönemde İran, kötü yönetim, yolsuzluk ve Batı etkisinin yoğunluğuyla karşı karşıya kalmıştı. 1963’te Meclis’i kapatma kararından başlayarak 1975’e kadar ülke, bir parti devlet yapısına kaydı. Baskıcı yaklaşım, Şii uleması ile seküler görünümlü kesim üzerinde de baskı kurdu ve muhalefeti bir araya getirerek ortak bir dayanışma oluşturdu. ŞAH’IN BEYAZ DEVRİMİ olarak bilinen modernizasyon programı, 1963’te ilan edildi. Kadınların seçme ve seçilme hakkı, dinî farklılıklara yönelik kısıtlamalar ve zorunlu modernleşme politikaları bu dönemde öne çıktı. Toprak reformu ve devletleştirme politikaları, köylülere bazı haklar tanısa da tarımsal verimlilikte beklenen atılımı gerçekleştiremedi. Bu süreç, kentleşme ve batılılaşmayı hızlandırdı; İran, geleneksel yapısından endüstriyel ve kentli bir topluma dönüştü.

Ancak program ekonomik olarak başarılı görünse de gelir dağılımında adalet sağlanamadı. Beyaz Devrim, kırsal kesimde bazı değişiklikler yapsa da şehirleşmenin getirdiği yeni sorunlara karşı etkili çözümler üretemedi. Humeyni, bu dönemde Şah’ın reformlarına karşı yükselen en güçlü muhalefet kaynağı olarak öne çıktı. Onun bakış açısı, toprak reformlarına, kadın haklarına ve ordunun Batı etkisinden bağımsızlığına yönelik eleştirileriyle şekillendi. Ülke genelinde gösteriler büyüdü; güvenlik güçleri ve SAVAK ile müdahaleler sıklaşarak muhalefeti bastırmaya dönüştü. Humeyni sürgünde iken İran’daki hareketin yönünü tayin eden ana figürlerden biri oldu ve bu süreçte toplumsal birikimler giderek yoğunlaştı.

1978’in başında protestolar geniş kitlelere yayıldı. Şah’a karşı yükselen hareket, Kum’daki medrese öğrencilerinin isyanıyla güç kazandı ve kanlı bir döneme yol açtı. Bu süreçte uluslararası dikkatler İran’a yöneldi ve iç politikadaki baskılar ile ekonomik sıkıntılar birbirini tetikledi. Ekim ayına gelindiğinde yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği iddiaları gündeme geldi; Sıkıyönetim ilan edildi ve protestolarla birlikte grevler başladı. 1979 yılı başında devrim hareketinin sathı mahalli hız kazandı; 9 Ocak’ta başlayan süreçte Şah’ın gidisiyle yeni bir dönemin kapıları aralandı.

Humeyni’nin Sürgünden Dönüşü ve 1 Şubat 1979’da Tahran’da yüz binlerce kişi tarafından karşılanan liderin dönüşü, devrimin belirleyici anlarından biri oldu. Dört gün içinde geçici bir hükümetin kurulduğu açıkladı ve kısa sürede Devrim Muhafızları gibi silahlı güçler de devrimin merkezi rolüne yerleşti. 11 Şubat’ta ordu tarafsızlığını ilan etti ve süreç devrimin zaferine doğru ilerledi. 1 Nisan’daki referandum, halkın Şahlık yerine İslami Cumhuriyet’i tercih ettiğini gösterdi. Aralık ayındaki referandumla anayasa resmen kabul edildi ve yeni rejim için yol haritası netleşti.

Yeni rejim, Batı karşıtı bir dış politika benimseyerek iç politikada ağır baskılar kurdu. Şeriatın cezaları uygulanmaya başlandı, kadın haklarına getirilen eski bazı kazanımlar geri alınırken başörtüsü zorunluluğu getirildi. Devrim Muhafızları ve devrim komiteleri, muhalefeti sistematik olarak hedef aldı; eğitimli elitler ülkeden ayrılırken, üniversite ve entelektüel camianın bir kısmı ülke dışına çıktı. ABD ile ilişkiler radikal biçimde değişti ve “Büyük Şeytan” olarak adlandırılan ülkeye yönelik politik söylem güçlendi. İran, 444 gün süren Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliği baskınını yaşadı; 444 günün sonunda rehineler serbest bırakıldı ve ülke yeniden şekillendi.

E-Posta
Etiketler:
Patron Koltuğu

Yazar Hakkında
PatronKoltuğu, iş dünyasının nabzını tutan, ekonomiden teknolojiye, girişimcilikten liderliğe kadar geniş bir yelpazede analizler sunan bağımsız bir göz. Kurumsal dinamikleri, piyasa trendlerini ve gücün arkasındaki stratejileri sorgulayan yazılarıyla Patronkoltugu.com okurlarına...

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x