IMF’den ABD’ye Uyarı: Bütçe Açığına Dikkat ve Mali Disiplin Şartı

ABD ekonomisine yönelik yeni açıklamalarda, IMF personelinin ABD ziyaretleri sonrası elde edilen ön bulgular paylaşıldı. Rapor, Amerikalı işçilerin yaşam standartlarını yükseltmek ve ekonomik öz yeterliliği artırmak amacıyla uygulanacak kapsayıcı bir yeniden yönelimin sürecine vurgu yapıyor. Yerli üretimin güçlendirilmesi, dış ticaret açığının azaltılması, enerji üretiminin artırılması ve göçmen işgücünün etkisinin azaltılması gibi hedefler, ekonomi politikalarının ana hatlarını oluşturuyor.
2025 yılında ABD ekonomisinin olumlu grafikler sergilediği belirtilirken, hükümet kapanmasının etkilerinin büyük ölçüde etkisini azalttığı ve verimlilikte kaydedilen güçlü artışın büyümeyi desteklediği ifade ediliyor. Tüketici harcamalarına ilişkin enflasyon göstergesi yıl boyunca yatay bir seyir izlerken, mal enflasyonunu tarife politikalarının tetiklediği, hizmet enflasyonunun ise gerileme eğiliminde olduğu aktarılıyor. İstihdam büyümesinin yavaşladığına dikkat çekilmesine rağmen işsizlik oranının yakın bir düzeyde kaldığı ve işgücü piyasasının sağlam durduğu belirtiliyor.
Büyümede sonraki dönemde hızlanma öngörüsünün altı çizilirken, 2026 için %2,4 büyüme hedefi ve 2025 için %5,9’a inen bütçe açığı oranları gündeme getiriliyor. Finansal koşulların yılın büyük bölümünde gevşek kalmasıyla hisse senedi piyasalarının zirve yaptığı, şirket tahvil spreadlerinin tarihi düşük seviyelere yakın seyrettiği ve federal bütçe açığının orta vadede GSYH’nin üzerinde bir seyir izleyeceği not ediliyor. Taraflar, kısa vadeli büyümeye yönelik risklerin dengeli göründüğünü ve enflasyon baskısının tarifelerden kaynaklanan etkilerin azalmasıyla hafifleyebileceğini belirtiyor.
2026-2027 için işsizlik projeksiyonu pandemi öncesi döneme göre daha düşük bir hızda istihdam artışının devam etmesi bekleniyor; ancak nüfus artışındaki yavaşlama nedeniyle işsizlik oranının yaklaşık %4 civarında kalması öngörülüyor. Cari açığın orta vadede GSYH’nin yaklaşık %3,5’ine inmesi, pandemi öncesi seviyelerin üzerinde kalması ise sürdürülebilirliğe dair tartışmaları gündeme getiriyor. Bütçe açığının 2025’te bir miktar düşmesi beklenirken, gelecek yıllarda bu durumun GSYH’nin %6’sını aşabileceği ve federal borcun GSYH’ye oranının orta vadede artış eğilimini sürdüreceği ifade ediliyor.
Borç ve mali politikalar kapsamında, genel bütçe açığının GSYH’nin %7-8 aralığında kalması öngörülüyor; bu durum, kamu borcunun 2031’e kadar GSYH’nin %140’ına ulaşmasıyla ilişkilendiriliyor. Borç-Büyüme dengesi açısından yukarı yönlü bir risk oluşturan borçlanma oranlarının düşürülmesi için net ve önden yüklemeli bir mali konsolidasyon planına ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor. Para politikası tarafında ise istihdam artışındaki yavaşlama ve tarifelerin ikinci tur etkilerine dair sınırlı ipuçları nedeniyle Fed’in 2025 boyunca sıkı duruşunu azaltmasının uygun olduğuna işaret ediliyor. Fed’in hedefleri olan maksimum istihdam ve fiyat istikrarı kapsamında risklerin dengeli görüldüğü ve gelecek yıl sınırlı bir indirim alanının mümkün olabileceği belirtiliyor. Ana senaryoya göre federal fon oranı 2026 sonuna kadar %3,25-3,50 aralığında kalacak ve bu durum 2027 başında maksimum istihdam ile %2 enflasyon hedefinin gerçekleşmesini destekleyecek.
“Kamu borcunda süren artış endişe kaynağı olmaya devam ediyor” ifadesiyle sözlerini sürdüren IMF Başkanı Kristalina Georgieva ise canlı ABD ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl da güçlü büyümeye devam etmesini beklediklerini belirtti. Kamu borcundaki artışın kesin olarak düşüşe geçirilmesi için kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. Georgieva, borcu azaltmaya yönelik net bir stratejinin hayata geçirilmesinin ekonomik istikrar için kritik olduğuna dikkat çekti.






