ABD Saldırıya Hazırlanıyor: Irak İşgalinden Bu Yana En Kapsamlı Askeri Sevkiyat

ABD-İran gerginliği tırmanırken Washington yönetiminin Orta Doğu’ya hava gücü sevkiyatı konusunda nasıl bir yol haritası izlediği meselesi gündemde kalıyor. WSJ’nin aktardığı bilgilere göre Haziran 2025 itibarıyla planlar, tek seferlik bir hava saldırısından çok, uzun süreli hava savaşını içerecek bir operasyona yöneliyor. Brifinglerde sunulan seçenekler arasında, İran rejimini ve bölgesel vekil güçlerini hedef alan yoğun baskı yer alıyor; bazı senaryolarda İranlı siyasi ve askeri liderlerin etkisizleştirilmesi amacı dikkat çekiyor. İran’ın kozları arasında füzeler, özellikle Hürmüz Boğazı’nı kilitleme kapasitesi ve bölgesel savunma zayıflıkları da önde gelen noktalar olarak öne sürülüyor.
Trump yönetimiyle yürütülen diplomatik çabalar içinde, İran’ın nükleer programı ile bölgesel güçlerin yeniden düzenlenmesi ve balistik füzelerin imhası yönündeki taleplerin müzakere edilmesi hedefleniyor. Ancak İran’ın hava kuvvetlerinin göreli zayıflığı nedeniyle bu taleplerin tam olarak kabul edilmesi zor görünüyor ve olası bir çatışmada füzelerin caydırıcı gücü kilit unsur olarak kaldı. Ayrıca, İran’ın bir harekâta karşı bölgedeki ABD üslerini kullanıma yönlendirebileceği yönünde kaygılar da gündeme getiriliyor. Yetkililer, bazıları için “bazı kozlar” olarak nitelendirilen bu unsurları öne çıkarıyor ve gerilimin artması durumunda hangi stratejilerin uygulanacağına dair kestirimlerde bulunuyorlar.
Bir yandan Trump görevi devraldığından bu yana, diplomatik seçenekler öncelik olarak vurgulanıyor; ancak askeri hazırlıklar da sürüyor. İran’ın taleplerinin kabulüne dair hava muchluki bir belirsizlik sürüyor ve bazı yetkililer, odağını Trump’ın görevden ayrılmasına kadar sürdürmekten yanayken, diğerleri operasyonun kaçınılmaz olacağını düşünüyor. Eski yetkililer, özellikle 1991 ve 2003 Körfez Harekatı’ndaki varlıklarla karşılaştırıldığında mevcut kuvvet konuşlandırmasının daha dar kapsamlı olduğuna işaret ediyor ve bu da operasyonun uzun vadeli bir yoğunlukla yürütülmesi gerekliliğini gündeme getiriyor.
İkinci bir uçak gemisiyle bölgesel varlıklar güçlendiriliyor. Ürdün’deki Muwaffaq Salti ve Suudi Arabistan’daki Prens Sultan hava üsleri, F-35’ler, F-15’ler, F-16’lar, E-3’ler ve E-11 uçaklarıyla takviye ediliyor. ABD Donanması’na göre Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de operasyonu desteklemek için halihazırda 13 gemi bölgede mevcut. Aynı zamanda USS Abraham Lincoln ve çeşitli muhriplerden oluşan mevcut kuvvetler, ayrıca Ford sınıfı uçak gemisiyle güç dengesi izleniyor. Analistler, yoğun bir hava harekatının İran’ın liderliğini zayıflatabileceğini, ancak bunun hayatta kalan elit üyelerinin değişen dengelerle uzlaşıya varmasını gerektirebileceğini belirtiyorlar.
ABD içi perspektifler ve kamu mesajı içinde, Beyaz Saray’ın yaklaşımı dengeli bir tablo çizmeye çalışıyor: diplomasi öncelikli görünüm sürdürülürken, askeri hazırlıkların da sürdürülmesi, karar vericilerin baskı altında olduğunun altını çiziyor. Washington’un, İran’la olası bir anlaşmaya varılması ihtimali üzerinde durduğu ve bazı unsurların, diyaloğun sürdürülmesi halinde bile askeri opsiyonu hazır tuttuğu ifade ediliyor. Cenevre müzakerelerindeki konulara ilişkin açıklamalarda, üst düzey yetkililer bu sürecin devam ettiğini ve bir anlaşmanın mümkün olduğuna dair umutları canlı tuttuklarını dile getiriyorlar.












