IMF’den Türkiye Ekonomisine Dezenflasyon Notu: Büyüme Sürüyor, Riskler Masada

Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye’nin 2025 yılı 4. Madde Konsültasyonu sürecini tamamladı. Faizler ve maliye politikaları üzerinde sıkı duruşun sürmesi gerektiğini vurgulayarak, enflasyonun düşüş yolunda olduğunu ve yıl sonu hedeflerine yaklaşımın posizyonunu koruduğunu belirtti. 2024’ün ortasında kaydedilen geçici yavaşlama ardından, GSYH’nin güçlü kalışı ve 2025 için öngörülen %4,1 büyüme oranı üzerine işaretler yapıldı. Ayrıca Türk lirasına olan talebin artması ve rezerv birikiminin güçlenmesiyle cari açığın finansman bulmaya devam ettiği ifade edildi.

Sıkı politika vurgusu Açıklamada, para politikalarının sıkı kalması, maliyetleri baskılayan ücret politikaları ve nötr maliye yaklaşımı ile dezenflasyon sürecinin kademeli biçimde desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut politika karmasının enflasyonla büyümeyi dengede tutmaya çalıştığına dikkat çekildi. İç talebin canlı kalmasıyla 2026 yılı sonunda enflasyonun %23’e gerilemesi ve politika faizinde ilave indirimler ile güven ortamının güçlenmesi halinde büyümenin %4,2’ye yükselmesi bekleniyor.
İşte bu süreçte cari dengenin sürdürülebilir finansman bulmaya devam edeceği, mevduat sahiplerinin güveninin güçlenmesi ve yüksek altın fiyatlarının rezervler üzerindeki olumlu etkileri IMF’nin öngörülerinde yer aldı. Risk faktörleri olarak küresel ticaretteki belirsizlikler, bölgesel gerilimler ve enerji fiyatlarındaki hareketler gösterildi. Ayrıca dezenflasyonun kademeli ilerlemesinin finansal sektörde baskıya yol açabileceği ve verimlilik artışını sınırlayabileceği belirtildi.
Yapısal reform çağrısı IMF, Türkiye’nin Makroekonomik dengeleri güçlendirmek adına daha sıkı makroekonomik çerçeve ve iddialı yapısal reformlar gereğine vurgu yaptı. Fiyat istikrarını desteklemek için mali disiplinin sürdürülmesi, vergi tabanının genişletilmesi ve uyumun artırılması önerileri arasında yer aldı. Enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak azaltılması, harcamaların daha etkin yönetilmesi ve kamu-özel sektör denetimlerinin artırılması da öneriler arasındaydı. Gelir politikaları sosyal önceliklere yönlendirilirken, kamu işletmeleri ve KİT’lerde gözetimin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Finansal sektör ve para politikası Dezenflasyon sürecinin kararlı sürdürülmesi için daha sıkı para politikalarının önceliği vurgulandı. Kararların, veri odaklı yaklaşım ve makrofinansal etkilerin gözetilmesiyle alınması gerektiği belirtilirken, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve iletişim stratejisinin önemine işaret edildi. Döviz müdahalelerinin yalnızca aşırı oynaklığı sınırlamak amacıyla kullanılması ve rezerv tamponları güçlendikçe kur esnekliğinin artırılması önerildi. Piyasa stresine karşı hızlı adımların finansal sistemin dayanıklılığını koruduğu; döviz likidite risklerine karşı temkinli duruşun sürdürülmesi ve denetim çerçevesinin güçlendirilmesi gerektiği yine vurgulandı.
Orta vadeli projeksiyonlar IMF projeksiyonlarına göre Türkiye’nin 2027’de %4,1 büyümesi ve 2028-2031 arasında ortalama %4 büyüme elde etmesi beklenmektedir. İşsizlik oranı 2026’da %8,3, 2027’de %8,7 ve 2028-2031 yıllarında %9,1 seviyesinde öngörülmektedir. Enflasyonun gelecek yıl %19’a düşmesi ve 2031’e kadar %15 civarında seyretmesi öngörülüyor. Cari açık/GSYİH oranı ise 2026-2028 döneminde %1,4, 2029-2031 döneminde %1,5 olarak projeksiyonlarda yer almaktadır.







