Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Yazılımın Ömrü, Donanımın Kefeni: Çalışan Cihaz Neden Ölü Sayılır?

Yazılımın Ömrü, Donanımın Kefeni: Çalışan Cihaz Neden Ölü Sayılır?

12 Şubat 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 14

Geçen hafta başıma geldi. Aslında sadece benim değil, muhtemelen milyonlarca insanın sessiz çığlığı bu. Eski dostum, emektar “Akıllı Telefon 2017” modelimle keyifli keyifli takılırken, bir anda ekranda o sinir bozucu mesaj belirdi: “Bu cihaz artık desteklenmiyor.” Hangi uygulama mı? Sıradan bir bankacılık uygulaması. Sanki cihazım bir anda cüzzamlı ilan edilmiş gibi hissettim. Oysa tıkır tıkır çalışıyor, şarjı hala bir günü çıkarıyor, ekranında tek bir çizik bile yok. Ne oldu peki? Yazılımın ömür biçme operasyonu, donanımımın kefenini mi hazırladı?

Bu öyle bir an ki, elinizdeki cihazın aslında hala canlı olduğunu, fonksiyonlarını eksiksiz yerine getirdiğini bilmenize rağmen, birileri size “hayır, o artık ölü” diyor. Bu dijital bir ölüm ilanı. Ve bu ölüm ilanının tek sebebi, bir yazılım parçasının, bir uygulamanın, bir güncellemenin sizinle yollarını ayırması. Fiziksel olarak sağlam, performansı yeterli, hatta bazen yeni çıkan orta segment cihazlardan bile daha iyi bir makine, bir anda çöp yığınına dönüşüyor.

A perfectly functional, slightly older smartphone displaying an error message like "Unsupported Device" or "This app is no longer compatible." The phone looks well-maintained, maybe with a clean background, emphasizing its physical integrity contrasting with the digital rejection.

Düşünün, arabayı çalıştırıyorsunuz, motoru canavar gibi, lastikleri yeni, her şeyi yerli yerinde. Ama bir gün benzin istasyonuna gidiyorsunuz ve pompacı size “Üzgünüz, bu model artık benzin alamaz. Yeni bir araba almanız gerekiyor” diyor. Saçmalık değil mi? İşte bizim yaşadığımız tam da bu. Sadece benzin yerine, banka uygulaması, mesajlaşma programı, hatta bazen temel bir web tarayıcısı oluyor bu “benzin”.

Peki, bu kime hizmet ediyor? Yoksa yazılımın bize biçtiği bu ömür, doğrudan cebimize mi göz dikiyor? Cevabı bilmek için bir deha olmaya gerek yok aslında. Tabii ki üreticilere. Tabii ki yeni cihaz satışlarını tetiklemeye. Bu, planlı eskitmenin dijital çağdaki en sofistike, en sinsi hali. Eskiden beyaz eşyaların içine, belirli bir kullanımdan sonra bozulsun diye minik bir parça koyarlardı derlerdi. Şimdi o parça, yazılımın ta kendisi olmuş durumda.

Bir yazılımcı olarak, bu işin mutfağını az çok bilen biri olarak söyleyeyim: elbette eski donanımı güncel tutmak, yeni çıkan her özelliği ona adapte etmek zorlu bir iş. Farklı işlemci mimarileri, bellek kısıtlamaları, sürücü uyumsuzlukları… Liste uzar gider. Ama her zaman bu teknik zorunluluklar mı devreye giriyor? Yoksa çoğu zaman, “uğraşmaya değmez” denip kestirip atılan bir maliyet analizi mi yapılıyor? Güvenlik açıkları bahanesi mi? Bir noktaya kadar evet, ama her zaman mı?

Eminim ki, o “desteklenmiyor” mesajını veren uygulamaların çoğu, biraz optimizasyonla, biraz daha eforla eski cihazlarda da çalışmaya devam edebilir. Ama neden yapsınlar ki? Tüketici nasıl olsa yeni bir cihaz alacak. Döngü bu. Satışlar devam edecek. Çark dönecek. Biz de o çarkın dişlileri olarak, elimizdeki sağlam malı çöpe atıp, yenisine para ödeyeceğiz.

A hand holding an old, but visually pristine and functional-looking smartphone, contemplating it with a thoughtful, slightly frustrated expression. The background could be a tech store window displaying new, shiny devices, creating a contrast.

Bu durum sadece telefonlarla sınırlı değil. Akıllı televizyonlar, modemler, hatta bazı akıllı ev aletleri… Bir gün uyanıyorsunuz, “güvenlik güncellemesi almayacak” deniyor. E hani akıllıydı bu alet? Kendi kendini koruyamayacak mı şimdi? Bir anda evin ortasında duran o parlak, pahalı cihaz, potansiyel bir güvenlik açığına dönüşüyor. Ve siz, ya risk alacaksınız ya da yenisini alacaksınız.

Neyse, konuya dönelim. Bu “dijital ömür biçme” operasyonu, sadece cebimize değil, çevreye de ciddi zararlar veriyor. Milyonlarca ton e-atık. Daha geçenlerde okudum, bir bilgisayarın ortalama ömrü 10 yıldan 3-4 yıla inmiş. Yani bir zamanlar “bir kere al, ömür boyu kullan” denilen teknoloji, şimdi “al, kullan, at, yenisini al” döngüsüne girmiş durumda. Bu sürdürülebilir mi Allah aşkına?

Bir de şu var: çoğu zaman o “yeni” cihazlar, eski cihazlardan öyle aman aman farklı da olmuyor. Belki biraz daha hızlı işlemci, biraz daha iyi kamera. Ama günlük kullanımda farkı hissetmek zor. Yani biz aslında, çoğunlukla “yeni bir özellik” için değil, “eski cihazımızdan mahrum kalmamak” için yeni cihaz alıyoruz. Bu durum, teknolojiye olan inancımı sarsıyor açıkçası. İnovasyon mu bu, yoksa zorunlu tüketim mi?

A pile of discarded electronic waste (e-waste), including old smartphones, tablets, and other gadgets, against a somewhat dystopian or industrial background, highlighting the environmental impact.

Bizim gibi meraklılar, belki custom ROM’larla, Linux tabanlı işletim sistemleriyle eski cihazlarına yeni bir hayat verebiliyor. Ama ortalama kullanıcı ne yapsın? Herkes yazılımcı değil ki. Herkes risk alıp telefonunu “root” etmeye kalkışmaz. Onlar için tek çözüm, cüzdanı açıp yenisini almak. Ve bu, beni en çok rahatsız eden şeylerden biri.

Anlaşılan o ki, yazılımın bize biçtiği ömür, donanımın son nefesi olmaya devam edecek. Ve biz, yeni bir telefon almak için banka hesaplarımızı kontrol ederken, aslında bir hayalete para ödediğimizi unutacağız. Çünkü o hayalet, hala tıkır tıkır çalışıyor, sadece görünmez kılınmış durumda.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x