NASA’nın Ay’da Kurmayı Planladığı Nükleer Reaktör Patlarsa Ne Olur?

Ay’da kalıcı üsler için enerji ihtiyacının artmasıyla birlikte, NASA küçük ölçekli nükleer reaktörlerle çalışma fikrini daha önce olduğundan daha ciddi biçimde ele alıyor. Uzay görevlerinin dönüm noktalarından biri olarak görülen bu yaklaşım, maliyet, güvenlik ve operasyonel sürdürülebilirlik gibi soruları da beraberinde getiriyor.
Geçmişte, uranyum yakıtlı SNAP (System for Nuclear Auxiliary Power) reaktörleriyle uzay araçlarına enerji sağlama çabaları sürüyordu. SNAP-10A, 1965 yılında Dünya yörüngesinde görev yapan ilk nükleer enerjili uydu olarak tarihe geçti ve yalnızca 43 gün çalıştı. Ardından derin uzay yolculuklarında Voyager ve Mars’taki Curiosity gibi görevlerde de nükleer enerji kullanımı görüldü. Bu dönemdeki bazı görevler, RTG olarak adlandırılan radyoizotop termoelektrik jeneratörleriyle enerji üretti ve ısıyı elektriğe dönüştürdü.
Ay üsleri için de enerji talebinin artmasıyla NASA, aralarında atomu parçalayarak enerji üreten reaktörler gibi fisyon tabanlı çözümlere yöneldi. 2018 yılında Kilopower adı verilen, yaklaşık tuvalet kağıdı rulosu büyüklüğünde bir reaktörün testleri başarıyla tamamlandı. NASA’nın planlarına göre dört such reaktör, Ay’daki bir yerleşimin ihtiyaç duyduğu gücü sağlayabilir.
Güvenlik tarafında da güvence önlemleri ön planda. Pasif soğutma ve düşük zenginleştirilmiş uranyum kullanan tasarımlar, büyük çaplı bir felaketin olasılığını azaltmayı hedefliyor. Ancak Ay’daki kazaların sonuçları hâlâ net değildir ve mevcut senaryolar, dünyadaki nükleer santral kazalarına kıyasla farklı risk profilleri sunuyor. Tek kilopower reaktörü, Dünya’da yalnızca birkaç haneye yetecek elektriği yaklaşık on yıl boyunca üretebiliyor.
İstatik bir “kaza” senaryosu da olası; Ay’da atmosfer ve hava olaylarının olmaması, bulutlar veya rüzgarın etkisini azaltır. Böyle bir durumda beklenen sonuçlar, patlama ve mantar bulutu yerine aşırı ısınma ve kısa süreli parlama ile başlayan bir süreç olabilir; ardından erimiş metalden oluşan bir kütle soğuyup katılaşır. Bu, astronotlar için ciddi radyasyon riski doğurabilir çünkü serpinti sınırlı olsa da maruziyet belirgin olabilir.
Geçmişin gölgesinde, 1950’lerde bazı ABDli bilim insanları Ay’a hidrojen bombası atmayı öngören A119 projesi üzerinde düşünse de, bu planlar hiçbir zaman hayata geçirilmedi ve rafa kaldırıldı. Bugün için hedefler, Ay’da güvenli ve sürdürülebilir bir enerji altyapısı kurmak üzerine odaklanmış durumda.






