Tavsiye mi, Reklam mı? Sosyal Medyada “Gizli Reklam” Kıskacı

Eskiden reklamlar, televizyon kuşaklarında “reklamlar başlıyor” anonsuyla net bir şekilde ayrılırdı. Bugün ise reklamlar; sabah içilen bir kahvenin, makyaj masasındaki bir ruju övmenin veya “arkadaşlar çok sordunuz” diye başlayan bir hikayenin (story) içine gizlenmiş durumda. Ancak hukuk dünyası bu “doğal akışlı” reklamlara karşı artık çok net bir sınır çiziyor: Gizli Reklam Yasağı.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Sosyal Medya Etkileyicileri (Influencer) Tarafından Yapılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Hakkında Kılavuz”, bu yeni nesil pazarlamanın anayasası niteliğinde. Kural çok basit: Eğer bir paylaşımın arkasında maddi bir kazanç, ücretsiz gönderilmiş bir ürün (hediye) veya bir indirim kodu varsa, bu durum tüketiciye açıkça beyan edilmek zorunda.
İşte bu noktada #işbirliği etiketinin gücü devreye giriyor. Sosyal medya etkileyicileri, paylaşımlarında “Reklam”, “İş Birliği”, “Ortaklık” veya “Tanıtım” gibi ibareleri, tüketicinin ilk bakışta görebileceği şekilde (örneğin hikayenin sol üst köşesine saklamadan!) belirtmekle yükümlüdür. Filtre kullanılıyorsa bunun belirtilmesi, deneyimlenmeyen bir ürünün deneyimlenmiş gibi anlatılmaması da bu kılavuzun katı kuralları arasında yer alıyor.
Peki, bu kurallara uyulmazsa ne oluyor? Reklam Kurulu, “gizli reklam” tespit ettiği paylaşımlar için hem markaya hem de Influencer’a çok ağır idari para cezaları kesebiliyor. Üstelik sadece ceza kesmekle kalmıyor, ilgili içeriğin durdurulması veya düzeltilmesi yönünde de kararlar veriyor. Son dönemde birçok ünlü ismin ve fenomenin, sadece bir etiketi unuttuğu veya gizlediği için yüz binlerce liralık cezalarla karşı karşıya kaldığını görüyoruz.
Hukuk burada sadece “etiketle” demiyor; aynı zamanda paylaşılan bilginin doğruluğundan da Influencer’ı sorumlu tutuyor. “Ben sadece tanıttım, ürünün bozuk çıkması beni ilgilendirmez” savunması artık geçerli değil. Eğer bir fenomen, bilimselliği ispatlanmamış bir sağlık ürününü “mucizevi” diye tanıtıyorsa, doğacak zararlardan müteselsilen (zincirleme olarak) sorumlu tutulabiliyor.
Sonuç olarak; takipçi sayısı kaç olursa olsun, bir ürün tavsiyesinde bulunmak profesyonel bir sorumluluktur. Tüketiciyi yanıltarak, reklamı “samimi bir öneri” gibi pazarlamak hem etik dışı hem de hukuka aykırıdır. Sosyal medyanın parıltılı dünyasında adalet, o küçük #işbirliği etiketinin dürüstçe kullanılıp kullanılmadığına bakıyor.













