Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Genel
  • İnsanlar Neden Kazandıkları Paranın Kaynağını Önemsemez Oldu?

İnsanlar Neden Kazandıkları Paranın Kaynağını Önemsemez Oldu?

07 Şubat 2026 • 08:00 Sefa Mağat 11

Hiç düşündünüz mü, insanları gayrimeşru yollardan para kazanmaya iten asıl sebep nedir?
Gerçekten mesele sadece para mı, yoksa paranın temsil ettiği güç mü?

Bana göre sorun paranın kendisi değil. Sorun, paranın insanın önüne geçmesi.
Eskiden bir insanın dünya görüşüne, fikrine, duruşuna, kalbine saygı gösterilirdi. Bilgi birikimiyle, emeğiyle, karakteriyle değer kazanırdı. Bugün ise toplum, insanları neredeyse tek bir ölçüte indirgedi: Ne kadar paran var?

Artık kişiliğin, ahlakın, fikirlerin ikinci plana itiliyor. Paran varsa konuşuyorsun, paran varsa saygı görüyorsun. Paran yoksa susman bekleniyor. Böyle bir düzende insanlar da ister istemez şu noktaya sürükleniyor:
“Parayı kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım.”

Para Ama Nasıl?

Burada dikkat edilmesi gereken kritik bir kırılma var.
İnsanlar parayı kazanmak için karakterlerinden vazgeçmeye zorlanıyor.
Fikirlerini eğip bükmeleri bekleniyor.
Yanlışa göz yummaları normalleştiriliyor.
Hatta zamanla yanlış, doğru gibi gösteriliyor.

Bir noktadan sonra gayrimeşru kazanç sadece bireysel bir tercih olmaktan çıkıyor; toplumsal olarak tolere edilen, hatta dolaylı yoldan ödüllendirilen bir davranış haline geliyor. Çünkü sistem, “nasıl kazandığına değil, ne kadar kazandığına” bakıyor.

Bu durum, edilgen bir süreç değil. Toplum bunu oluşturuyor, besliyor ve yaşatıyor. İnsanlar bu düzene itiliyor, bu düzen içinde şekillendiriliyor.

Asıl Mesele: Üstün Olma Arzusu

Burada asıl mesele para değil.
Asıl mesele, diğer insanlardan üstün olma isteği.

Para; gücü, statüyü ve dokunulmazlığı temsil etmeye başladığında, insan için bir amaç haline geliyor. O noktadan sonra para kazanmak değil, üstün olmak hedefleniyor. Daha çok kazanmak, daha yukarıda olmak, daha fazla görünmek isteniyor.

Ve bu yarışta ahlak yavaş yavaş geride bırakılıyor.
Manevi değerler “gereksiz” görülüyor.
Vicdan “lüks” sayılıyor.
Doğruluk ise “saflık” olarak etiketleniyor.

Manevi Değerler Geri Plana Atıldığında

Eğer bir toplumda manevi değerlerin yerini maddi değerler alıyorsa, o toplum insanlık şuurunu kaybetmeye başlar. Ortada artık bir toplum değil, sadece aynı coğrafyada yaşayan bir kalabalık kalır.

Çünkü toplum dediğimiz şey, ortak değerlerle ayakta durur.
Adaletle, emekle, vicdanla, saygıyla…

Bunlar yok sayıldığında, geriye sadece çıkar ilişkileri kalır. İnsanlar birbirine “insan” olduğu için değil, “işe yaradığı sürece” katlanır.

Bugün Sormamız Gereken Soru

Bugün kendimize şunu sormamız gerekiyor:
Biz parayı mı yönetiyoruz, yoksa para mı bizi yönetiyor?

Çocuklarımıza ne öğretiyoruz?
“Dürüst ol” mu diyoruz, yoksa “köşeyi dön” mü?
“Emeğinle kazan” mı diyoruz, yoksa “sonuca bak” mı?

Eğer cevabımız ikincisiyse, o zaman gayrimeşru yolları sadece eleştirmekle pekte haklı sayılmayız. Çünkü o yolları açan kapıları bizzat biz aralıyoruz.

Para gereklidir. Güç de öyledir.
Ama değerlerin önüne geçtiği anda, her ikisi de insanı yutan birer araca dönüşür.

Bir toplumun gerçek zenginliği; kasasındaki para değil, insanındaki vicdandır.
Onu kaybettiğimizde, kazandığımız hiçbir şey bizi gerçekten güçlü yapmaz.

E-Posta
Sefa Mağat
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x