Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Tamir Hakkına Dijital Kelepçe: ‘Güvenlik’ Bahanesiyle Servis Soygunu

Tamir Hakkına Dijital Kelepçe: ‘Güvenlik’ Bahanesiyle Servis Soygunu

07 Şubat 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 21

Geçen hafta o meşhur, hani reklamlarında “uzay mekiği alaşımı” diye pazarlanan, düşmelere karşı efsunlu olduğu iddia edilen telefonumun beton zeminle imtihanına şahit oldum. Sonuç? Yerçekimi kazandı, fizik kuralları yine torpil geçmedi. Ekran tuzla buz. Can sıkıcı ama dünyanın sonu değil, değil mi? Eskiden olsa, cebimdeki tornavida setini çıkarır, internetten sipariş ettiğim parçayla yarım saatte işi çözerdim. Hadi ben uğraşmayayım desem, bizim pasajdaki “Telefoncu Ahmet Abi”ye götürür, çayımı içerken o hallederdi.

Ama devir değişti dostlar. Hem de çok sinsi, çok “akıllı” bir şekilde değişti.

Yetkili servisin kapısını çaldım. Verdikleri fiyatla Anadolu’da küçük bir arsa alırsınız, abartmıyorum. “Yahu insaf, telefonun yarısı kadar para istiyorsunuz” dediğimde, bankodaki arkadaşın o ezberletilmiş çaresiz bakışıyla karşılaştım. Mecburen arka sokaktaki o güvenilir tamirciye gittim. Adamcağız ekranı taktı, telefon cillop gibi oldu. Ama telefonu açtığımda o bildirimle karşılaştım: “Bilinmeyen Parça Tespit Edildi.”

Donanımı Yazılıma Kelepçelemek

İşte dananın kuyruğunun koptuğu, benim de şalterlerin attığı yer burası. Ekran orijinal mi? Evet, başka bir (aynı model) cihazdan sökülmüş orijinal parça. Çalışıyor mu? Bal gibi çalışıyor. Peki, telefonum neden bana sanki çalıntı mal kullanıyormuşum muamelesi yapıyor? Neden True Tone özelliğim kapandı? Neden pil sağlığımı göremiyorum?

Bunun teknik adı “Part Pairing” yani Parça Eşleştirme. Ben buna kısaca “dijital zorbalık” diyorum. Üretici firma, fabrikada telefonu toplarken anakartın seri numarasını ekranın, pilin, kameranın seri numarasına yazılımsal olarak kilitliyor. Siz -parasını son kuruşuna kadar ödeyip satın aldığınız- cihazın bir parçasını değiştirdiğinizde, işletim sistemi bir “handshake” (el sıkışma) protokolü başlatıyor. Eğer yeni takılan parçanın seri numarası, anakarttaki kayıtlı numarayla uyuşmazsa, sistem “Hop dedik!” diyor. “Sen bu parçayı yetkili serviste, benim belirlediğim fahiş fiyata, benim özel kalibrasyon yazılımımla değiştirmedin. O zaman seni cezalandıracağım.”

Düşünsenize; arabanızın lastiği patlıyor, sanayideki lastikçiye gidiyorsunuz. Lastikçi aynı marka, aynı model orijinal bir lastik takıyor. Ama arabayı çalıştırdığınızda motor “Ben bu lastiği tanımıyorum, hızını 30 km/s ile sınırlıyorum” diyor. Kulağa ne kadar saçma geliyor değil mi? İşte cebinizdeki o teknoloji harikalarında bize yutturulan tam olarak bu.

“Güvenlik” Masalı ve Biyometrik Yalanlar

Firmaların PR departmanları hemen savunmaya geçiyor: “Ama efendim, güvenlik! TouchID, FaceID güvenliği için bunu yapıyoruz.”

Hadi oradan! Bir yazılımcı olarak söylüyorum, bu külliyen yalan. Biyometrik sensörlerin güvenliğini sağlamak başka bir şey, pilin şarj döngüsünü kullanıcıdan saklamak bambaşka bir şey. Bir bataryanın “güvenlik” ile ne ilgisi olabilir? Orijinal bir kameranın, sırf yetkili servis eli değmedi diye portre modunu devre dışı bırakmasının “sizin verilerinizi korumakla” ne alakası var?

Buradaki amaç sizin güvenliğiniz değil, şirketin gelir güvenliği. Amaç, tamir ekosistemini tekelleştirmek. Amaç, mahalledeki Ahmet Abi’nin dükkanına kilit vurmak ve sizi o steril, beyaz ışıklı, randevu almanın bile işkence olduğu yetkili servislere mecbur bırakmak.

Yeşil Badana (Greenwashing) İkiyüzlülüğü

Aynı firmalar lansmanlarda sahneye çıkıp “Doğayı çok seviyoruz, karbon ayak izimizi sıfırlayacağız, bu yüzden kutudan şarj adaptörünü çıkardık” diye şov yapıyorlar. Yahu siz dalga mı geçiyorsunuz? Kutudan şarj aletini çıkararak kurtardığınız karbonun bin katını, tamir edilebilir cihazları çöpe dönüştürerek harcıyorsunuz.

Bir telefonun sadece pili bitti diye veya ekranı kırıldı diye yenisini almaya zorlanmak, gezegene yapılabilecek en büyük ihanetlerden biri. İkinci elden parça kullanmayı (donor cihaz) engellemek, elektronik atık dağları yaratmaktan başka bir işe yaramıyor. “Geri dönüşüm” dedikleri şey, çalışan bir cihazı parçalayıp ham maddeye çevirmek değildir; o cihazın ömrünü uzatmaktır. Ama tabii, cihazın ömrü uzarsa, seneye çıkacak olan o “bir tık daha iyi kameralı” yeni modeli kime satacaklar?

Mülkiyet Hakkı Nerede Başlar?

Asıl mesele şu: Biz bu cihazları gerçekten satın alıyor muyuz, yoksa sadece kiracısı mıyız? Eğer bir malın içini açamıyorsam, bozulan parçasını istediğim yerde değiştiremiyorsam, o mal benim değildir. Sadece pahalı bir kullanım hakkı lisansı almışımdır.

Bu “part pairing” belası, mühendislik etiğine aykırıdır. Bir mühendisin görevi sorun çözmektir, sorun yaratmak değil. Donanımı yazılımla kilitlemek, kullanıcının elini kolunu bağlamak, teknolojik bir başarı değil, kapitalist bir zorbalıktır.

Avrupa’da ve Amerika’da “Tamir Hakkı” (Right to Repair) yasaları gümbür gümbür geliyor. Firmalar geri adım atmaya, “kendi kendine tamir” kitleri satmaya başladılar ama bu da göz boyama. O kitleri almak, parçayı eşleştirmek için yine onların sunucularına bağlanmak zorundasınız. Yani tasma hala onların elinde, sadece ipi biraz uzattılar.

Sonuç olarak sevgili okur; telefonunuzun ekranı kırıldığında hissettiğiniz o çaresizlik hissi tesadüf değil, özenle tasarlanmış bir iş modelinin ürünü. Bir dahaki sefere teknoloji devlerinin o havalı sunumlarını izlerken, “inovasyon” dedikleri şeyin ne kadarının hayatımızı kolaylaştırmak, ne kadarının cüzdanımızı boşaltmak için tasarlandığını bir düşünün. Çünkü o parlak ekranların arkasında, özgürlüğümüze vurulmuş dijital kelepçeler var.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x