BBP’den Epstein Tepkisi: Konu Batılı Elitler Oldunca Bazı Çevreler Suskun

Bir açıklamanın özünde yer alan tespitler, dini temeller ve dünya siyasetine dair güç merkezlerinin ilişkileri bağlamında, toplumun farklı katmanlarının tepkilerini inceliyor. Dini değerler ve manevi inançlar söz konusu olduğunda, bazı çevrelerin sert eleştirilere hızla yöneldiği, fakat küresel çapta çocuk istismarını irdeleyen davalarda suçluların adil yargılanması gerektiği yönündeki adımların çoğu zaman sessiz kaldığı gözlemleniyor.
KONUNUN ÖNEMİNE PARLAMA YAPAN SESSİZLİK ifadesiyle öne çıkan bir bakış, dünya yüzeyindeki güç odaklarının tarafsız ve hesap verebilir bir yargılama ile karşı karşıya kalması gerektiğini vurguluyor. İnsan hakları ve özgürlükler savunulurken, çocuk istismarına karşı duruşun da güçlü ve net olması gerektiği savunuluyor.
İktidar ve güvenlik örgütlerinin eylem planlarına ilişkin uzun vadeli bir çerçeve çizen açıklama, idam ve müebbet hapis seçeneklerini içeren bir cezalandırma modelini gündeme getiriyor. İdam çağrısının, toplumsal iradenin iradesiyle, halkoyuyla karar verilmesi gerektiğini ifade eden görüşler; suç işleyenlere af veya erken tahliye gibi kolaylıkların kabul edilemez olduğuna dikkat çekiyor.
Bu dosyada adı geçen aktörler ve kurumlar için uluslararası adalet mekanizmalarının ön planda olması gerektiği yönündeki çağrı, dokunulmazlık zırhlarının aşılması ve hiçbir kimsenin kanunların üzerinde olmadığını hatırlatıyor. Yargı süreçlerinde şeffaflık ve eşitlik sağlandığında, devlet başkanı dahi olsalar sorumluların en ağır cezaya çarptırılması gerektiği vurgulanıyor.
Son olarak, Büyük Birlik Partisi’nin kurucu liderinin çizgisiyle bağ kurularak, zulüm karşısında durmanın toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade ediliyor. Namus borcu olarak değerlendirilen bu duruşun, partinin gelecekte de sürdürülmesi gerektiği ifade ediliyor.







