İktisadi Başarıyla Sırıtkanlık: Sanayide Orta Konumda Kalan Ters Yanaşma ve Gelir Üst Lige Çıkış

Türkiye’nin sanayi ekosistemi, yüksek gelir seviyesine ulaşmış görünse de orta gelirli sanayi aşamasında mı kaldığı sorusunu gündeme getiriyor. MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, veriler kişinin milli gelirine işaret etse de sanayinin ileriye taşıyacak atılımların yapılması gerektiğini belirtti. Ülkemiz 2013 yılında kişi başı 12 bin 800 dolar Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) elde etmişti ve yaklaşık on yıldır bu seviyelerde kaldı. Son 2-3 yılda yüksek gelirli ülkeler arasında sayılma hedefiyle yol alındı; bu yıl itibarıyla bu sınıfa girdik. Ancak asıl soru şu: Sanayimiz gerçekten yüksek gelirli bir sanayi mi yoksa orta gelirli sanayi aşamasında mı kaldı?
Emek yoğun sektörlerdeki iş gücü hemen uyum sağlayamaz Özdemir, orta gelirli sanayi döneminden çıkışın önemine vurgu yaptı: “Orta gelir seviyesi asıl olarak emek yoğun sektörlerdeki yapı ile ilişkilendirilirken, yüksek gelir seviyesi ileri sanayi sonrası hizmetler ve AR-GE odaklı üretimi işaret eder. Türkiye bugün yüksek gelir sınıfında görünse de, sanayi ekosisteminde atılması gereken adımlar var. Bu geçişin sancıları, emek yoğun alanlardan teknolojik üretime geçişte 5-10 yıl sürebilir ve bu sürecin aşama aşama izlenmesi gerekir. Son veriler, erken sanayisizleşme riski konusunda uyarıyor. Bu kavram, bir ülkenin sanayisinin olgunlaşmadan iş gücünü başka alanlara kaybettirmesi anlamını taşıyor.”
“Üretim düşüyor, fabrikalar potansiyellerinin altında çalışıyor” Özdemir, Türkiye’nin imalat sanayinde kapasite kullanım oranlarının düşük olduğuna dikkat çekti: “Kapasitenin ortalama olarak yalnızca yüzde 55-60’ını kullanabiliyoruz; fabrikalarımızın yarısından fazlası üretim potansiyelinin altında. Kapasite kullanımını yükseltmek için çalışma gücünü bu alanda güçlendirmek ve mavi/beyaz yakalılara gerekli teşvikleri sunmak şart. Aksi halde geçen yıl 140 binlik iş kaybı gibi sonuçlar yaşanabilir. Deprem konutları nedeniyle iş gücünün hizmet ve inşaat sektörüne kaydığına işaret eden Özdemir, sektörler arası geçişlerin yoğun yaşanması halinde üretimin soğuması ve erken sanayisizleşme riski artar. Yüksek gelir hedefinin yakalanması için erken sanayisizleşmenin önüne geçilmesi ve sanayinin olgunlaşabileceği bir seviyeye çıkarılması gerektiğini vurguladı.
“Her sanayicinin canının istediği işi yapması devri artık sona ermeli” Türkiye’deki atıl kapasite ve plansız yatırımları eleştiren Özdemir, sanayide yüksek, orta ve düşük kapasitede çalışan tesisler bulunduğunu belirtti: “Birçok sektörde fazla kapasite yaratılarak ilave tesisler kuruldu; örneğin pirinç üretimi dikkate alındığında, tüketimle paralel olarak çok daha fazlası için tesisler kurulmuş durumda. Sanayi Bakanlığı’nın fizibilite aşamasında sanayiciyi yönlendirerek ihtiyaç fazlası alanlarda yatırımlara yol açmaması gerektiğini düşünüyoruz. Serbest ticaret kuralları geçerli olsa da, bu kurallar ilave atıl kapasite oluşturmaya engel olmalı. ‘Her sanayicinin canının istediği işi yapması devri’ artık sona ermeli. Aksi halde CNC tezgahları gibi yatırımların gereksiz yere satın alınması ve kaynak israfı kaçınılmaz olur. Devlet eliyle birbirini takip eden sektörel zincirleri kuran bir tedarik zinciri ağı oluşturulmalı.
Beklenen enflasyona göre ücret ayarlamaları refah sorununu etkiliyor Özdemir, 2025 için kamunun borçlanma iştahının azalması gerektiğini, böylece piyasada serbest para artışı ve kredi maliyetinde daralma sağlanacağını söyledi. Beklenen enflasyonla işlemenin doğru olmadığını belirten Özdemir, geçmişte asgari ücret artışlarının da öngörülen enflasyona göre belirlendiğini ancak bu yıl enflasyonun beklenildiği gibi gerçekleşmediğini ifade etti. Bu durumun, gelir düşüşlerinin tabana yayılmasında önemli rol oynadığını belirtti. Elimizdeki parayı daha karlı ve üretimin içinde kullanabileceğimiz alanlara yönlendirmek gerektiğini vurguladı.
“Çalışanlar için vergi istisnası sağlanmalı” Üretim odaklı büyümenin baskın olduğu bir tabloya işaret eden Özdemir, refahın tabana yayılmaması konusunda uzun süredir yaşanan soruna çözüm olarak çalışan sınıf için özel vergi politikalarının uygulanması gerektiğini söyledi. Çalışan maaşlarına yönelik vergi istisnalarıyla, şirketlere verilen teşviklerin çalışanlara da yönlendirilmesini talep etti. Önerileri arasında kira durumuna göre konut sahibi olmama durumunda gelir vergisi istisnası ve çocuk sayılarına bağlı vergi istisnaları bulunuyor.
“Hissedilir enflasyon için üretim şart” Enflasyonla mücadelede üretimin artırılması gerektiğini söyleyen Özdemir, sıkı para politikasının artık marjinal etkileri olacağını belirtti: “İnsanlar üretmekten vazgeçerse ithal ürünlere yöneliriz. Son iki yılda tüketim malı ithalatı hammaddeden daha çok oldu; bu da üretmediğimiz anlamına gelen önemli bir göstergedir. Enflasyon düşürülebilir ancak bunun üretimin artmasıyla mümkün olduğuna inanıyorum; maliye politikası tek başına yeterli değildir. Sanayi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı da üretim ve fiyatlama davranışları üzerinde etkili olmalı.”









