Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Mağaralardan Metropollere Uzanan Yolculuk

30 Ocak 2026 • 08:00 Sefa Mağat 241

Mağaralardan metropollere uzanan insanlık yolculuğu hiç de kolay olmadı. İnsan, doğası gereği sürekli daha fazlasını isteyen bir varlık oldu. Daha iyisini, daha güzelini ve daha konforlusunu isteme arzusu; belki de insanı mağaralardan çıkarıp metropollere taşıyan en güçlü itici güçtü.

Bu istek, insanlığın ilerlemesini sağladı. Ancak zamanla bu arzuya yeni bir duygu eklendi: kıyas.

Daha İyisini İstemek mi, Kıyaslamak mı?

Daha iyisini istemek gelişimi doğurur.
Kıyas ise ölçüyü kaçırdığında huzuru bozar.

Kıyas, insana başkasından daha iyisini yapabilme motivasyonu verebilir. Fakat bu duygu kontrol altına alınmadığında, insanın en büyük kabusuna dönüşür. Çünkü kıyas, çoğu zaman neşenin ve mutluluğun celladıdır.

İnsan, sahip olduklarına odaklanmayı bırakıp başkalarının sahip olduklarını ölçmeye başladığında, iç huzur yavaş yavaş kaybedilir.

Kıyasın İnsan Üzerindeki Etkisi

İnsanlık tarihi boyunca üstün olma ve daha güzel şeylere sahip olma isteği, insanlığı ileri taşıdı. Ancak bu süreç herkes için aynı sonucu doğurmadı.

Bazıları çok mutlu oldu.
Bazıları ise başkalarının mutluluğundan bile mutsuz oldu.

İşte bu noktada şu gerçek karşımıza çıkar:
Her şey dozunda güzeldir.

Kıyas da dozunda yapıldığında faydalıdır. Aksi hâlde, insanı içten içe tüketen bir duyguya dönüşür.

Kıyas, Hasetle Birleştiğinde

Kıyas, bir başkasının kötülüğünü isteme noktasına ulaştığında artık gelişim üretmez, yıkım üretir. Özellikle hasetle yapılan kıyas, insanın ruhunu kemiren bir zehre dönüşür.

Bu yüzden hasetle kıyas yapan insanlardan uzak durulmalıdır. Hayatımıza dair haber almalarının önüne bir şekilde set çekilmelidir.

Eskiler anlatır…

Denilir ki Allah, komşusuna haset eden bir kuluna şöyle buyurur:
“Benden ne istersen iste, sana vereceğim. Ama komşuna bunun iki katını vereceğim.”

Adam hiç düşünmeden şöyle cevap verir:
“Allah’ım, benim bir gözümü al.”

Bu kıssa, hasedin ne kadar yıkıcı bir duygu olduğunu açıkça gösterir. İnsan, kendisi kaybetmeyi göze alır; yeter ki başkası daha fazla kaybetsin. İşte kıyas, kıskançlık ve hasetle birleştiğinde insanı felakete sürükler.

Kültürümüzde sıkça duyulan bir söz vardır:
“Bir iş olmadan kimseye anlatma, nazar ederler; o iş olmaz.”

Bu konuya fazla girmeden şunu söylemek gerekir: İnsan, mutluluğunu ve hedeflerini bile başkalarıyla kıyasladığında, farkında olmadan kendi enerjisini düşürür.

Kıyasın Ölçüsü ve Gerçek Mutluluk

Kıyasın tadında bırakılması, insanı hem mutluluğa hem de başarıya götürür. Aksi hâlde kıyas, insanı kendi yolundan uzaklaştırır. Sadece bizim için değil sevdiğimiz insanlar en yakınlarımız bile bazen bizimle kendilerini kıyaslayabiliyorlar.

Bu durumu anlatan çok tanıdık bir söz vardır:
“Arkadaşların senin iyi olmanı isterler ama kendilerinden daha iyi olmanı istemezler.”

Bu cümle, insan ilişkilerinde gizli kıyasın en sade özetidir.

Kıyas, doğru kullanıldığında motive edici olabilir.
Yanlış kullanıldığında ise insanın ruhunu yıpratır.

Gerçek gelişim, insanın kendisiyle yarıştığı yerde başlar.
Başkalarıyla yarışılan yerde ise çoğu zaman huzur kaybolur.

Başarılarınız daim olsun.
Kıyaslarınız her zaman tadında kalsın.
Kinden ve hasetten uzak bir hayat dileğiyle…

E-Posta
Sefa Mağat
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x