Kopyala-Yapıştır Mühendisliği: Spagetti Kod Cehennemi

Geçen hafta elime “yapay zeka destekli” olduğu iddia edilen, piyasaya yeni düşmüş akıllı bir kahve makinesi geçti. İncelemesini yazacaktım ama makine daha suyu ısıtmadan Wi-Fi şifresini üç kez yanlış girince kendini kilitledi. Hata koduna baktım: “NullPointerException”. Evet, yanlış duymadınız. 2024 yılında, mutfağımdaki kahve makinesi bana 90’lardan kalma bir Java hatası fırlatıyordu. Neden mi? Çünkü o kodu yazan muhtemelen bir insan değildi. Ya da daha kötüsü, ne yazdığını bilmeyen bir insanın, bir sohbet botuna “Bana kahve makinesi için Wi-Fi kodu yaz” demesiyle ortaya çıkmış bir ucube yığınıydı.
Hoş geldiniz beyler, bayanlar. “Prompt Mühendisliği” denen o süslü yalanın, yazılım dünyasını nasıl bir dijital çöplüğe çevirdiğini konuşacağız bugün. Kemerlerinizi bağlayın, spagetti kod cehennemine iniyoruz.
Kod Hamallığı ve “Devrim” Masalı
Eskiden “Script Kiddie” diye bir tabir vardı. Başkalarının yazdığı hazır kodları alıp, ne işe yaradığını bilmeden sağa sola saldırı yapan çoluk çocuk için kullanırdık. Şimdi bu tanım evrim geçirdi, takım elbise giydi ve adına “Prompt Mühendisi” dendi. LinkedIn profillerinde “Senior AI Architect” yazan, ancak terminal ekranını görünce Matrix’e düşmüş gibi hisseden bir nesil türedi.
Olayın vahametini anlamanız için size bir sır vereyim: Yapay zeka kod yazmıyor. Yapay zeka, internetteki milyarlarca satır koddan (ki bunların yarısı hatalı, diğer yarısı da 5 yıl öncesinin teknolojisi) istatistiksel bir tahmin yürütüyor. Yani kusuyor. Daha önce sindirdiği, başkasına ait mantık kırıntılarını önünüze kusuyor. Siz de buna “devrim” diyorsunuz.

Bu “mühendisler”, GitHub Copilot veya ChatGPT’ye bir paragraf yazı yazıp, çıkan sonucu projeye yapıştırıyorlar (Copy-Paste). Çalıştı mı? Harika. Peki o kodun arka planda belleği nasıl yönettiğini, veritabanı bağlantısını kapatıp kapatmadığını veya sonsuz döngüye girme ihtimalini biliyorlar mı? Hayır. Umurlarında mı? Asla. Çünkü proje yöneticisi sadece “deadline”a bakıyor.
Güvenlik Delik Deşik: Dijital İsviçre Peyniri
Geçenlerde bir siber güvenlikçi arkadaşımla oturuyoruz, “Memduh” dedi, “Eskiden açık bulmak için günlerce uğraşırdık. Şimdi kodları tarıyoruz, yapay zekanın halüsinasyon görüp uydurduğu, var olmayan kütüphaneleri çağıran fonksiyonlarla dolu.”
Durumun ciddiyetini kavrayabiliyor musunuz? Yapay zeka, bazen sırf sözdizimi (syntax) doğru olsun diye, güvenliği delik deşik eden, 10 yıl önce tedavülden kalkmış fonksiyonları öneriyor. Bizim “Kopyala-Yapıştır Mühendisi” de bunu alıp bankacılık uygulamasına, hastane sistemine, e-ticaret sitesine gömüyor. Sonra ne mi oluyor? Verileriniz pazarda limon gibi satılıyor.
Kodun mantığını anlamadan, sadece “çalışıyor görünmesi” üzerine kurulu bir ekosistem inşa ediyoruz. Bir binanın kolonlarını kartondan yapıp, üzerini boyayıp “depreme dayanıklı” diye satmakla aynı şey bu. İlk sarsıntıda (ilk ciddi trafik yükünde veya siber saldırıda) o bina başımıza yıkılacak.
Junior Yazılımcı Katliamı
En acı tarafı da sektörün geleceği. Eskiden bir “Junior” (çaylak) yazılımcı alırdınız, ona basit işler verirdiniz. Hata yapardı, düzeltirdi, spagetti kod yazar, sonra onu refactor eder (düzenler) ve işi öğrenirdi. Usta-çırak ilişkisi vardı.
Şimdi şirketler ne yapıyor? “Junior’a gerek yok, yapay zeka o işi yapıyor zaten” diyorlar. Peki güzel kardeşim, o Junior işi öğrenmezse, yarın o yapay zekanın saçmaladığı karmaşık mimariyi kim toparlayacak? Senior (kıdemli) yazılımcılar gökten zembille mi inecek?

Bir nesil, algoritma mantığı kurmayı, veri yapılarının nasıl çalıştığını, bir bit’in hafızada nasıl yer kapladığını öğrenmeden yetişiyor. Tek yetenekleri “prompt” girmek. Ama unuttukları bir şey var: Yapay zeka, ortalamayı taklit eder. Ortalama bir kodla, ortalama üstü bir teknoloji yaratamazsınız. İnovasyon, makinenin tahmin edemediği o “insani” hatadan, o yaratıcı sıçramadan çıkar. Biz bu yeteneği köreltiyoruz.
Kara Kutuya Teslimiyet
Bugün kullandığınız o havalı uygulamaların, bindiğiniz otonom araçların, paranızı emanet ettiğiniz borsaların altyapısı yavaş yavaş bu “kara kutu” kodlarına teslim ediliyor. Kimse o kodun tamamına hakim değil. “Yapay zeka yazdı, çalışıyor işte, kurcalama bozulur” mantığı hakim. Bu, teknolojik bir ilerleme değil, entelektüel bir tembelliktir.
Yazılım mühendisliği, problem çözme sanatıdır. Kopyala-yapıştır yapmak ise sekreterliktir (sekreterlere saygısızlık olmasın, onlar en azından neyi kopyaladıklarını okuyorlar). Biz mühendisliği öldürüp, yerine operatörlüğü koyduk. Ve bu operatörler, kullandıkları makinenin dişlilerinin nasıl döndüğünden bihaber.
Sonuç olarak; eğer bir gün akıllı buzdolabınız sizi içeri kilitleyip fidye isterse veya otonom aracınız durduk yere uçuruma sürerse şaşırmayın. Muhtemelen o kodu yazan “Prompt Mühendisi”, yapay zekaya “Bana heyecanlı bir sürüş deneyimi kodu yaz” demiştir ve çıkan kodun güvenlik protokollerini kontrol etmeye üşenmiştir.
Spagetti kodlarınızla afiyet olsun, ben gidip manuel vitesli arabamla biraz turlayacağım. En azından onun kontrolü hala bende.













