Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Aileden Sosyal Hayata Öğrenilmiş Çaresizlik

27 Ocak 2026 • 08:00 Sefa Mağat 256

Bazı duygular vardır, yüksek sesle dile getirilmez ama hayatın her alanında hissedilir. Öğrenilmiş çaresizlik tam olarak böyle bir duygudur. İlk bakışta bireysel bir ruh hali gibi algılansa da, aslında eğitimden çalışma hayatına, sosyal ilişkilerden toplumsal davranışlara kadar geniş bir alanda etkisi görülen, öğrenilerek kazanılan ve zamanla içselleştirilen bir durumdur.

Bu yazıda, öğrenilmiş çaresizliğin okul hayatına, iş hayatına ve sosyal yaşama nasıl yansıtıldığı; bireyler üzerinde nasıl bir etki bırakıldığı ve neden bu kadar yaygınlaştığı ele alınacaktır.

Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Öğrenilmiş çaresizlik, bireyin ne yaparsa yapsın sonucu değiştiremeyeceğine inanmasıyla ortaya çıkan psikolojik bir durum olarak tanımlanmaktadır. Zamanla çaba gösterilmemesi öğrenilir, deneme isteği bastırılır ve pasif bir kabulleniş geliştirilir.

Bu durum çoğu zaman fark edilmeden kazanılır. Sürekli eleştirilen, başarısı görmezden gelinen veya hataları yüzünden cezalandırılan bireylerde çaresizlik duygusu pekiştirilir. Bir noktadan sonra kişi, başarısızlığın kendi kontrolünde olmadığına inandırılır.

Okul Hayatında Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizliğin en erken gözlemlendiği alanların başında okul hayatı gelmektedir. Öğrenciler, özellikle küçük yaşlardan itibaren başarı üzerinden değerlendirildiğinde ve hatalar tolere edilmediğinde, öğrenme süreci sekteye uğratılır.

Sürekli düşük not alan, öğretmenleri tarafından etiketlenen veya ailesi tarafından kıyaslanan çocuklarda şu düşünce yerleştirilir:

“Ben zaten yapamıyorum.”

Bu düşünce zamanla genellenir. Ders çalışılmamaya başlanır, soru sorulmaktan kaçınılır ve akademik potansiyel bastırılır. Öğrenci edilgen bir role itilir; öğrenme süreci aktif olarak yaşanmaz, sadece katlanılır.

Sonuç olarak;

  • Merak duygusu köreltilir,
  • Özgüven zedelenir,
  • Başarı ihtimali daha en baştan reddedilir.

İş Hayatında Öğrenilmiş Çaresizlik

Okulda öğrenilen bu pasiflik hali, yetişkinlikte iş hayatına taşınır. Çalışanlar fikir üretmekten kaçınır, inisiyatif almaktan çekinir ve karar mekanizmalarından bilinçli olarak uzak durur.

“Nasıl olsa dinlenmeyecek”, “Zaten bir şey değişmez” gibi cümleler iş hayatında sıkça kurulmaya başlanır. Bu noktada sorun yalnızca bireysel değildir; kurumsal yapı tarafından da edilgenlik beslenir.

Katılımın teşvik edilmediği, hatanın cezalandırıldığı ve başarının takdir edilmediği iş ortamlarında çalışanlar sessizleştirilir. Zamanla;

  • Yaratıcılık sınırlandırılır,
  • Aidiyet duygusu zayıflatılır,
  • Tükenmişlik hissi normalleştirilir.

Öğrenilmiş çaresizlik, verimliliği düşüren görünmez bir engel haline getirilir.

Sosyal Hayatta Öğrenilmiş Çaresizlik

Bu psikolojik durum yalnızca eğitim ve iş hayatıyla sınırlı kalmaz. Sosyal ilişkilerde de derin izler bırakır. Kendini ifade edemeyen, sınır koyamayan ve sürekli geri planda kalan bireyler bu durumdan doğrudan etkilenir.

İlişkilerde söz hakkı kullanılmaz, haksızlıklara karşı ses çıkarılmaz. Çünkü kişi, değişimin mümkün olmadığına alıştırılmıştır. Sosyal hayatta edilgenlik normal bir kişilik özelliği gibi algılanmaya başlanır.

Bu durum;

  • Yalnızlaşmaya,
  • İçe kapanmaya,
  • Değer görmediği ilişkilerin sürdürülmesine neden olunur.

Toplumsal Etkiler ve Sessiz Normalleşme

Öğrenilmiş çaresizlik bireysel bir sorun gibi ele alınsa da, aslında toplumsal sonuçlar doğurur. Sorgulamayan, talep etmeyen ve değişimden umudunu kesmiş bireylerden oluşan toplumlarda gelişim yavaşlatılır.

Zamanla;

  • Adaletsizlikler kabullenilir,
  • Yanlışlar sorgulanmaz,
  • Sessizlik erdem gibi sunulur.

Bu noktada öğrenilmiş çaresizlik, sadece öğrenilmiş değil, aktarılmış bir hale gelir.

Çıkış Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Ancak bunun için önce durumun fark edilmesi gerekir. Çaresizliğin öğrenildiği kabul edildiğinde, yeniden öğrenme de mümkün kılınır.

Başarının teşvik edildiği, hataların öğrenme sürecinin parçası olarak görüldüğü ve bireyin değerli hissettirildiği her ortamda bu döngü kırılabilir. Küçük kazanımlar büyütülerek, bireyin yeniden özne olması sağlanabilir.

Öğrenilmiş çaresizlik; ailede ve okulda başlatılan, iş hayatında sürdürülen ve sosyal yaşamda derinleştirilen bir sessiz geri çekilme halidir. Fark edilmediğinde yaygınlaştırılır, fark edildiğinde ise dönüştürülebilir.

Belki de sorulması gereken soru şudur:

Gerçekten yapamıyor muyuz, yoksa yapamayacağımız mı öğretildi?

E-Posta
Sefa Mağat
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x