Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

“Yerde Buldum Benim Oldu” Dönemi Kapandı: Buluntu Eşya Hukuku

11 Şubat 2026 • 07:00 Damla Eker 28

Yolda yürürken yerde bir cüzdan veya yüklü miktarda nakit para bulmak, pek çok kişi için bir “şans” gibi görünse de hukuk dünyasında bu durum, beraberinde ciddi sorumluluklar getiren bir “zilyetlik” meselesidir. Türk Medeni Kanunu (TMK), buluntu eşyalar konusunda “bulan” kişiye birtakım görevler yüklerken, bu görevlerin ihmali durumunda ise mesele Ceza Kanunu’na kadar uzanabilmektedir.

Hukukumuzda bir eşyanın “sahipsiz” olması ile “kaybedilmiş” olması arasında dağlar kadar fark vardır. Sahipsiz bir eşyayı (örneğin çöpe atılmış bir koltuk) sahiplenmek mümkünken, kaybedilmiş bir eşyanın mülkiyeti hala sahibine aittir. Bir eşyayı bulan kişi, eğer sahibi bilinmiyorsa, durumu vakit kaybetmeden kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) ya da ilgili belediyeye bildirmekle yükümlüdür. Eğer eşya, bir kurumun veya toplu taşıma aracının içinde bulunmuşsa, doğrudan o kurumun yetkilisine teslim edilmelidir.

Peki, dürüst bir bulucu olmanın bir ödülü yok mu? Elbette var. Kanun (TMK m. 771), kaybettiği eşyayı geri alan sahibin, eşyayı bulana “uygun bir ödül” (müjde) vermesi gerektiğini belirtir. Bu ödülün miktarı genellikle eşyanın değerine ve bulucunun çabasına göre belirlenir. Ayrıca bulucu, eşyayı muhafaza etmek için yaptığı masrafları da (örneğin ilan verme bedeli) sahibinden talep edebilir.

Ancak meselenin karanlık bir yüzü de bulunuyor. Yolda bulunan bir parayı veya değerli eşyayı bildirimde bulunmadan sahiplenmek, Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen “Kaybedilmiş Eşya Üzerinde Tasarruf” suçunu oluşturur. Yani, “yerde buldum, artık benimdir” mantığı, bir anda kendinizi adliyede sanık kürüsünde bulmanıza neden olabilir. Hukuk, bulucunun “iyiniyetli” olup olmadığını, bulma anından sonraki davranışlarına bakarak tayin eder.

Eşyanın sahibi beş yıl içinde ortaya çıkmazsa ne olur? İşte o zaman eşyanın mülkiyeti, tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olan bulucuya geçer. Sonuç olarak; yolda bulunan bir değer, bir şans kapısı olabileceği gibi, usulüne uygun hareket edilmediğinde hukuki bir kabusa da dönüşebilir. Dürüstlük sadece ahlaki bir erdem değil, aynı zamanda mülkiyet hukukunun koruduğu yasal bir zorunluluktur.

E-Posta
Damla Eker
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x