Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Sokaktaki Tuzaklar: Belediye Kusurundan Doğan Haklarınız

08 Şubat 2026 • 07:00 Damla Eker 15

Her gün kullandığımız yollarda açık unutulmuş bir rögar kapağı, asfaltın ortasında beliren derin bir çukur veya yeterli aydınlatma yapılmamış bir çalışma alanı… Birçoğumuz bu tür ihmaller nedeniyle yaşanan kazaları “talihsizlik” olarak adlandırıp sineye çekiyoruz. Oysa hukuk sistemimizde, kamu hizmetlerinin sunumu sırasında idarenin (belediyelerin) sorumluluğu, “Hizmet Kusuru” ilkesiyle çok net bir şekilde tanımlanmıştır.

İdare hukukuna göre belediyeler; yolların, kaldırımların ve çevre düzenlemelerinin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Eğer bir belediye, yolun bakımını zamanında yapmamışsa, tehlike arz eden bir noktaya uyarı levhası koymamışsa veya altyapı çalışması sırasında gerekli güvenlik önlemlerini almamışsa, bu durum “hizmetin kötü işlemesi” olarak kabul edilir. Bu ihmaller sonucunda aracınızda bir hasar oluşursa veya fiziksel bir yaralanma yaşarsanız, muhatabınız doğrudan ilgili belediyedir.

Bu tür kazalardan sonra atılması gereken ilk ve en önemli adım delil tespitidir. Olay anında çekilen fotoğraflar, varsa çevredeki güvenlik kamerası kayıtları ve en önemlisi kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) tutturulacak bir “durum tespit tutanağı”, davanın temel taşını oluşturur. Belediye ekiplerinin kazadan hemen sonra gelip o çukuru kapatması veya rögarı örtmesi, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine kusurun varlığına dair bir emare olarak kabul edilebilir.

Süreç, adli yargıdaki tazminat davalarından farklı olarak “Tam Yargı Davası” adı altında İdare Mahkemelerinde yürütülür. Mağduriyet yaşayan vatandaş; hem maddi zararlarını (araç tamir masrafı, hastane giderleri, iş görememezlik kaybı) hem de yaşadığı travma nedeniyle manevi tazminatını talep edebilir. Burada idarenin “haberim yoktu” savunması genellikle geçerli sayılmaz; çünkü idare, kendi sorumluluk alanındaki aksaklıkları denetlemek ve bilmekle yükümlüdür.

Sonuç olarak; belediyeler sadece vergi toplayan değil, yaşam alanlarını güvenli tutmak zorunda olan kurumlardır. Bir çukura düşmek “alın yazısı” değil, idari bir hatadır. Vatandaşların bu tür ihmallere karşı sessiz kalmaması, sadece bireysel tazminat hakkını korumakla kalmaz, aynı zamanda belediyeleri hizmet kalitesini artırmaya ve daha güvenli şehirler inşa etmeye zorlar.

E-Posta
Damla Eker
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x