Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Bir Hayatın Bedeli Ödenir mi? Trafik Kazalarında Manevi Tazminat

07 Şubat 2026 • 07:00 Damla Eker 18

Trafik kazaları, hayatın akışını saniyeler içinde değiştiren travmatik olaylardır. Bir kaza sonrası ortaya çıkan maddi hasar (araç tamiri, tedavi giderleri, kazanç kaybı) bir şekilde hesaplanabilir; ancak bir kişinin duyduğu elem, keder ve yaşama sevincinin kaybı nasıl ölçülür? İşte tazminat hukukunun en insani ve en tartışmalı alanı burada başlar: Manevi Tazminat.

Hukuk sistemimizde manevi tazminat, bir “zenginleşme aracı” değil, çekilen acıların bir nebze olsun dindirilmesi için verilen bir “tatmin” bedelidir. Bir trafik kazası sonucu yaralanan kişi bizzat kendisi için; vefat durumunda ise ölenin yakınları (anne, baba, eş, çocuklar ve bazen nişanlı gibi çok yakın kişiler) bu davayı açabilir. Manevi tazminatın miktarı belirlenirken mahkemeler; tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusur oranlarına, olayın oluş şekline ve sakatlık oranına bakarlar.

Toplumda en büyük yanılgılardan biri, sigorta şirketlerinin manevi tazminatı doğrudan ödeyeceği düşüncesidir. Trafik sigortaları (ZMSS), kural olarak sadece maddi zararları (tedavi, sakatlık tazminatı vb.) kapsar. Eğer poliçeye ek bir “manevi tazminat klozeti” konulmamışsa, bu tazminatın asıl muhatabı aracın sürücüsü ve işletenidir (sahibidir). Dolayısıyla davanın doğru tarafa yöneltilmesi, hakkın tahsili için hayati önem taşır.

Peki, mahkeme “acının bedelini” nasıl belirler? Yargıtay’ın bu konudaki kriteri; verilen miktarın mağdurda bir nebze ferahlık yaratması, ancak sebepsiz bir zenginleşmeye de yol açmamasıdır. Sakatlık durumunda kişinin yaşı, mesleği ve kaybettiği uzvun hayatındaki önemi (örneğin bir cerrahın parmağını kaybetmesi ile bir ofis çalışanının kaybı arasındaki fark) tazminatı doğrudan etkiler.

Sonuç olarak; trafik kazası sonrası açılan manevi tazminat davaları, kaybedilen sağlığı veya bir yakını geri getirmez. Ancak adaletin yerini bulması, kusurlu tarafın bu bedeli ödemesi ve mağdurun yaşadığı haksızlığın tescil edilmesi, psikolojik iyileşme sürecinin en önemli parçasıdır. Haklarınızı bilmek ve süreci uzman bir hukukçuyla takip etmek, sadece hukuki değil, vicdani bir borçtur.

E-Posta
Damla Eker
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x