Aydınlatılmış Onam: “Haberim Yoktu” Deme Hakkı

Hastaneye gittiğimizde önümüze konulan sayfalar dolusu formu imzalamak, çoğumuz için sadece rutin bir prosedürdür. Ancak hukuk dünyasında bu imzalar, “Aydınlatılmış Onam” adı verilen hayati bir müessesenin parçasıdır. Aydınlatılmış onam, sadece bir imza değil; hastanın kendisine yapılacak müdahaleyi, risklerini ve alternatiflerini tam olarak anlama sürecidir.
Bir hekimin hastasına yapacağı müdahale ne kadar başarılı olursa olsun, eğer hasta bu müdahalenin riskleri hakkında önceden bilgilendirilmemişse, yapılan müdahale “hukuka aykırı” hale gelir. Çünkü tıp hukukunda esas olan “vücut bütünlüğüne dokunulmazlık” ilkesidir. Hasta, vücudu üzerinde yapılacak bir işlemde riskleri göze alıp almayacağına bizzat karar verme hakkına (kendi kaderini tayin hakkı) sahiptir.
Peki, geçerli bir onam nasıl olmalıdır?
- Sadece İmza Yeterli Değildir: Matbu bir kağıda atılan imza, hastanın gerçekten bilgilendirildiğini kanıtlamaz. Bilgilendirme; hastanın anlayabileceği bir dille, tıbbi terimlerden arındırılmış ve sözlü olarak yapılmalıdır.
- Riskler Belirtilmelidir: “Ölüm riski dahil her şeyi kabul ediyorum” gibi genel ibareler hukuken geçersizdir. O işleme özel risklerin açıkça anlatılması gerekir.
- Zamanlama: Onam, müdahaleden makul bir süre önce alınmalıdır. Ameliyat masasına yatırılmış, narkoza girmek üzere olan bir hastadan alınan imza, özgür iradeyi yansıtmaz.
Hukuk sistemimiz, aydınlatılmış onamın alınmadığı durumlarda, operasyon tıbbi açıdan kusursuz geçse bile hekimi tazminata mahkum edebilmektedir. Çünkü hastanın “bilmeme” veya “reddetme” hakkı, en az tedavi hakkı kadar kutsaldır.













