ABD’nin Planı İsrail’in Kabusu Oldu: Türk Yürüyüşü Sonumuz Olacak

Tel Aviv merkezli savunma analiz platformu IDSF’nin CEO’su, emekli yarbay Yaron Buskila’nın kaleme aldığı çerçeve yazıda, Gazze konusunda kurulan Barış Kurulu’na Türkiye ile Katar’ın dahil edilmesinin İsrail açısından stratejik bir kayıp olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Ankara’nın bölgesel etkinliğinin güçlenmesinden duyulan kaygı açıkça dile getiriliyor; Buskila, bu durumun Tel Aviv yönetiminin siyasi başarısızlığını ortaya koyduğunu savunuyor.
“TÜRK YÜRÜYÜŞÜ DEĞİŞTİRDİ DENGELERİ” başlığı altında, ABD’nin Türkiye’yi Barış Kurulu’na dahil etmesini irdeleyen Buskila, bu adımın İsrail’in güvenlik algısını tehdit ettiğini ileri sürüyor. Türkiye’nin Gazze meselesinde masada bulunmasının “stratejik tehlike” olarak nitelendirildiğini ve Washington’un bu tercihiyle bölgedeki dengelerin değiştiğini kabul ediyor.
Buskila ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik planın ikinci aşamasında Türkiye ve Katar’ı görevlendirmesini eleştiri konusu yapıyor. Bu tercih için “derin bir stratejik ve ahlaki hata” tanımını kullanıyor ve İsrail’in süreçte yönlendirme yapamamasının ciddi bir zafaa yarattığını ifade ediyor.
İSRAİL YÖNETİMİNİ ELEŞTİRİSİ kapsamında Buskila, İsrail yönetimini sert sözlerle eleştiriyor; Türkiye ve Katar’ın Barış Kurulu’na dahil edilmesinin Tel Aviv’in siyasi alandaki etkisizliğinin bir sonucu olarak görüldüğünü savunuyor. İsrail’in Gazze’nin geleceğine ilişkin geçiş sürecinde inisiyatif alamadığına vurgu yapan analist, oluşan boşluğun Türkiye tarafından doldurulduğunu kabul ediyor. Türkiye ile Katar’ın kurul içindeki varlığının İsrail için tehdit oluşturduğunu belirtiyor; Ankara ve Doha’nın Gazze için stratejik bir varlık olduğuna dikkat çekiyor.
Analizin devamında, Buskila “İsrail’in bu adıma karşı sergilediği pasif-agresif muhalefet ciddi bir ahlaki zaaf teşkil ediyor. İsrail şimdi Gazze’nin yeniden inşasının, uluslararası paranın ve barış yapmanın siyasi prestijinin meyvelerinden yararlanmaları bekliyor.” şeklinde ifadeler kullanıyor. Yazının son bölümünde ise Trump’ın Gazze planının başarısızlığa dönüşmemesi için acil ve tavizsiz bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor; aksi halde İsrail’in sahadaki kontrolünün daha da zayıflayacağını dile getiriyor.











