Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • İnternet Öldü, Cenazesini Kaldıran Yok: Botların Botlara Masal Anlattığı Çağ

İnternet Öldü, Cenazesini Kaldıran Yok: Botların Botlara Masal Anlattığı Çağ

24 Ocak 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 24

Dün gece saat 03:00 suları. Elimde şu meşhur, hani her yazılımcının masasında durması farz olan mekanik klavyem, önümde ise inatçı bir Docker konteyner hatası. Kahvem soğumuş, gözlerim yanıyor. Ne yaparsınız? Tabii ki her aklı başında insan gibi Google’a girip hatayı aratırsınız. İşte o an, o buz gibi gerçekle bir kez daha yüzleştim: Bizim bildiğimiz internet, fişi çoktan çekilmiş bir hasta. Sadece makineye bağlı olduğu için nefes alıyormuş taklidi yapıyor.

Eskiden, yani şu “bilgi otoyolu” tabirinin gerçekten bir anlam ifade ettiği zamanlarda, bir sorunu arattığınızda karşınıza kanlı canlı bir insanın yazdığı, belki biraz imla hatası içeren ama buram buram tecrübe kokan bir forum gönderisi çıkardı. Şimdi ne mi çıkıyor? “Docker Hatası Nasıl Çözülür: 2024 Rehberi” başlıklı, içinde hatanın çözümünden başka her şeyin olduğu, yapay zekanın kusmuğuyla sıvanmış beş bin kelimelik bir çöp yığını.

Dijital Tımarhane ve Bizim Yerimiz

Birkaç yıl önce Reddit’in karanlık köşelerinde “Ölü İnternet Teorisi” diye bir şey dolaşırdı. Komplo teorisyenlerinin, alüminyum folyo şapkalarını takıp uydurduğu bir zırva sanırdık. Teori basitti: İnternetteki trafiğin ve içeriğin büyük çoğunluğu artık insanlar tarafından değil, botlar tarafından üretiliyor ve tüketiliyor. Bugün bu teoriye gülüp geçemiyorum çünkü tarayıcımı her açtığımda bu teorinin ispatını görüyorum.

Düşünün, bir ürün incelemesi arıyorsunuz. Mesela yeni çıkan o pahalı kulaklığı alacaksınız. Karşınıza çıkan ilk on site, birbirinin kopyası cümlelerle dolu. “Bu kulaklık harika ses veriyor, ses kalitesi çok iyi, kulağınıza takınca ses geliyor.” Cümlelerdeki o ruhsuzluğu, o algoritmik soğukluğu hissediyor musunuz? Bunu bir insan yazmadı. Bunu, anahtar kelimeleri bir torbaya doldurup sallayan, sonra da önümüze döken bir dil modeli yazdı. Ve işin trajikomik yanı ne biliyor musunuz? Bu yazıyı muhtemelen başka bir bot okuyup indeksledi ve “başarılı içerik” olarak etiketledi.

A surreal digital illustration showing a vast, empty library where robotic arms are furiously writing books and placing them on shelves, while other robotic eyes scan them. There are no humans present. Dark, moody lighting with neon blue accents.

Bu, botların botlara masal anlattığı bir çağ. Biz insanlar ise bu dijital tımarhanenin bahçesinde, parmaklıkların arasından içeriye bakıp “Acaba burada bana göre bir şey var mı?” diye dolanan zavallı ziyaretçileriz.

SEO Şarlatanlarının Zaferi

Yazılımcı olduğum için işin mutfağını az çok bilirim. Eskiden SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) dediğimiz şey, içeriğinizi daha bulunabilir kılmak için yapılan ince bir işçilikti. Şimdi ise internetin kanseri haline geldi. Bir zamanlar “İçerik Kraldır” denirdi. Şimdi “Algoritmayı Kandırmak Kraldır” devrindeyiz.

Geçenlerde bir arkadaşım, sırf denemek için tamamen yapay zekaya yazdırdığı, içinde tek bir gram özgün bilgi olmayan bir blog açtı. Sonuç? Google bu siteyi alıp baş tacı etti. Neden? Çünkü bot, botun dilinden anlıyor. İnsani nüanslar, ironi, yerel deyimler, duygusal zeka… Bunlar algoritmalar için gürültüden ibaret. Onlar netlik istiyor, tekrar istiyor, anahtar kelime yoğunluğu istiyor. Biz de bu çöplüğün içinde, iğneyle kuyu kazar gibi gerçek bir insan evladının yazdığı iki satır yazıyı arıyoruz.

Bir yemek tarifi ararken başınıza gelmiştir. “Mercimek çorbası nasıl yapılır?” diye sorarsınız, site size mercimeğin M.Ö. 5000 yılındaki tarihçesinden başlar, moleküler yapısından devam eder, en sonunda sayfanın en dibinde, reklamların arasına sıkışmış bir yerde “su ve mercimeği kaynatın” der. Bu saygısızlık değil de nedir? Bu, vaktimizi çalmak için kurulmuş bir tuzak değil midir?

Fotokopinin Fotokopisi

Teknoloji dünyasında “Model Çöküşü” (Model Collapse) diye bir kavram konuşulmaya başlandı. Yapay zeka modelleri, internetteki verilerle eğitiliyor. Ama internet artık yapay zeka üretimi içerikle dolduğu için, yeni modeller kendi kuyruğunu yiyen yılan gibi kendi çıktılarıyla beslenmeye başladı. Bir fotokopinin fotokopisini çektiğinizi düşünün. Sonra onun da fotokopisini… Onuncu kopyada elinizde kalan şey, okunmaz, bulanık, gri bir lekedir. İşte internetin gittiği yer tam olarak burası: Anlamsızlaşan, grileşen bir veri yığını.

Close-up abstract representation of a photocopy distorting over time. The first layer is a clear crisp text, the layers underneath become increasingly blurry, pixelated and turning into digital noise and static.

Geçen gün bir teknoloji forumunda (hala yaşayan nadir yerlerden biri) birisi “Bu gidişle interneti fişten çekip baştan kurmamız gerekecek” yazmış. Haksız sayılmaz. Sosyal medya dediğimiz yerler bile artık “etkileşim çiftlikleri” tarafından işgal edilmiş durumda. Twitter’da (yeni adıyla X demeye dilim varmıyor) bir tartışmaya bakıyorsunuz, altındaki yorumların yarısı olayı körüklemek için programlanmış bot hesaplar. Kimi linçliyor, kimi övüyor, ama hiçbiri gerçek değil. Biz de ekran başında sinir krizleri geçiriyoruz. Kime kızıyoruz? Bir avuç koda mı?

Dijital Mültecilik

Peki, çözüm ne? Memduh Biçer olarak size “Gelin eski usul BBS sistemlerine dönelim” diyecek halim yok (gerçi fena fikir değil). Ama görünen köy kılavuz istemez; internet artık kamusal bir alan değil, algoritmaların cirit attığı bir savaş alanı. İnsana dair iz bulmak için artık “yüzey web”den kaçıp, daha kapalı topluluklara sığınıyoruz. Discord sunucuları, kapalı Slack grupları, e-posta bültenleri…

Eskiden “Deep Web” denince aklımıza korkutucu, illegal işlerin döndüğü yerler gelirdi. Şimdi ise ironik bir şekilde, gerçek insan sohbetinin, samimiyetin ve botsuz iletişimin olduğu yerler “derinlere” indi. Yüzeyde kalan kısım ise tamamen bir tiyatro sahnesi. Işıklar parlak, dekorlar süslü ama oyuncuların hepsi kukla.

Bu yazıyı okurken, “Acaba bunu da bir yapay zeka mı yazdı?” diye şüpheye düştüyseniz, sizi suçlayamam. Hakkınız var. Zurnanın zırt dediği yer de burası zaten. Güvenin bittiği yerde, internet ölmüş demektir. Cenazesini kaldıran yok çünkü herkes SEO uyumlu taziye mesajı yayınlamakla meşgul.

Hadi kalın sağlıcakla. Ben gidip şu Docker hatasını, kodun içine “print” komutları döşeyerek, yani atadan dededen kalma yöntemlerle çözmeye çalışacağım. En azından terminal ekranı bana yalan söylemiyor.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x