Son Dakika: ABD Suriye’den Tamamen Çıkmaya Hazırlanıyor

ABD’nin Suriye’deki varlığı, IŞİD’le mücadele ve SDG’ye destek amacıyla şekillendi. Son dönemde Washington’un olası çekilme ihtimali, sahadaki güç dengelerindeki değişimler ve güvenlik tehditleriyle ilişkilendiriliyor. Wall Street Journal’ın yetkililere dayandırdığı bilgilere göre ülkede yaklaşık bin civarında asker konuşlu bulunuyor. Bu bağlamda, olası bir çekilme kararı SDG ile saha koşullarında ortaya çıkan farklılıkları tetikleyebilir ve güvenlik riski oluşturabilir.
Şam yönetimiyle SDG arasındaki gerilimler ve bölgedeki çatışmalar da dikkat çekiyor. Hükümet güçlerinin kuzey ve doğu bölgelerinde ilerlediği, bazı petrol tesisleri ile askeri noktaları ele geçirdiği belirtilirken, IŞİD hapishanelerinin güvenliğiyle ilgili kaygılar nedeniyle bazı tutuklular Irak’a taşınmaya başlandı. Bu gelişmeler, Washington’da sahadaki misyonun sürdürülebilirliği ve riskleri konusunda soruları artırıyor.
ABD-İLGİLİ VARLIĞIN YAKIN GELECEĞİ konusundaki tartışmalar sürerken Reuters gibi ajanslar bu haberlerin bağımsız doğrulamalarını tamamlayamadı. ABD’nin Suriye’deki varlığı, temelde YPG-ile işbirliği üzerinden şekillenen bir denge kurdu. YPG, PKK’nın talimatıyla 2012’de Rojava’da kuruldu ve ABD ile olan ilişkiler, 2017’de DAEŞ’e karşı mücadelede yerel ortak olarak resmi bir çerçeveye oturtuldu. CENTCOM’un tercihiyle YPG’ye sınırlı da olsa silah desteği sağlandı ve sahadaki konum güçlendirildi.
Giderek artan bir koordinasyonla Arap aşiretlerinin de YPG ittifakına katılmasıyla, yaklaşık 50.000 kişilik bir yapı ortaya çıktı ve bu güç, Fırat Nehri’nin doğusunda güvenlik sorumluluklarını üstlendirilmiş durumda. ABD, YPG’yi siyasi olarak da tanıma sürecine gitti; SDG adı altında daha geniş bir koalisyon olarak adlandırılması için baskı kurdu. Ancak 20 Ocak itibarıyla ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamalarıyla bu ortaklığın gündemdeki konumu yeniden değerlendirildi. Barrack, “durum temelden değişti” ifadesiyle Şam’ın artık DAEŞ karşısında daha merkezi bir hükümet olarak rol üstlendiğini ve SDG ile olan geleneksel ortaklığın anlamının değiştiğini vurguladı.
Bu gelişmeler, SDG’nin sahadaki ağırlığının ve ABD-SDG ortaklığının geleceğini yeniden şekillendiriyor; Şam’ın güvenlik sorumluluklarını üstlenme kararı ise ABD’nin stratejik hedeflerinde yeni yönelimler doğurabilir.






