ABD, İrana Saldırmaktan Vazgeçti: Türkiye’nin Rolü Ortaya Çıktı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestolarda orantısız güç kullanımı olasılığını konuşurken, kapsamlı bir askeri müdahale planını şu anda gündemden düşürdü. The Guardian’a göre bu kararın arkasında Türkiye ve Körfez ülkelerinin yoğun diplomasisi rol oynadı; Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman Washington’a, İran’a yönelik operasyonun Orta Doğu’da daha geniş bir çatışmayı tetikleyebileceğini hatırlattı ve hava saldırılarından kaçınılması yönünde mesaj verdi.
“Müttefiklerin uyarılarıyla saldırıdan vazgeçti” ifadesi gazetenin değerlendirmesinde öne çıktı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan’ın, İran, Umman ve Türkiye’yle yaptığı telefon görüşmeleri de bu uyarıların somut adımları olarak aktarıldı.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise protestolarda toplam 2.677 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ülkenin uluslararası arenadaki etkisinin büyüyüşünü diplomasi, ticaret, enerji, eğitim, insani yardım, savunma ve lojistik-ulaştırma alanlarına vurgu yaparak değerlendirdi. Küresel Sistemik Dönüşümün Eşiğinde Türkiye başlıklı düşünce yazısında, dünya siyasetinin kritik bir kırılma yaşadığını savundu.
“Türkiye’nin dış politikada rolü artıyor” tespitini yapan Duran, tek kutuplu düzenden çok kutupluluğa geçişin henüz kurumsallaşamadığını; bu süreçte riskler kadar önemli fırsatlar da bulunduğunu kaydetti. Türkiye’nin liderliğinde “Küresel belirsizliği” doğru okumakla, savunma pozisyonundan öteye geçip oyun kurucu bir vizyon benimsenmiştir. Böylece Türkiye Yüzyılı vizyonu uluslararası sistemin merkezine yerleşmiştir.
Türkiye’nin dış politika atılımları, Batı ittifakına olan güvenilirliğini güçlendirirken, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Orta Asya’daki nüfuzunu pekiştirdi ve Orta Doğu ile Pasifik arasında yeni oluşumlar kurmaya yöneldi. Ukrayna-Rusya çatışmasında arabuluculuk çabaları ve Somali-Etiyopya gibi kriz bölgelerindeki ilerlemeler, Türkiye’nin kriz çözme kapasitesini dünyaya gösterdi. Bu dinamizm, savunma sanayiindeki atılımlarla desteklenerek Türkiye’nin güvenlik mimarisini kendi imkanlarıyla güçlendirdi. İHA ve SİHA’lar başta olmak üzere teknolojik gelişmeler, Karabağ, Libya ve Suriye’deki jeopolitik denklemde ülkenin etkisini artırdı. KIZILELMA, KAAN ve TCG Anadolu gibi projeler, Türkiye’nin bağımsız güvenlik stratejisini artık kendi kapasitesine dayandırdığını ortaya koyuyor.






