1,7 Trilyon Dolarlık Kamu Pazarında GPA Bariyeri: Dinamikler ve Etkiler

Genişleyen küresel kamu alımları pazarında Türkiye, GPA’ya taraf olmama durumunun yaratabileceği risklerle yüzleşiyor. Avrupa Birliği’nin kamu ihalelerinde GPA şartını giderek daha sık kullanması, Türk firmalarının projelere erişimini zorlaştırıyor ve yerli üretimin küresel tedarik zincirindeki konumunu etkileyebiliyor.

AB’nin belirleyici yaklaşımı karşısında, Türk ihracatçılarının karşılaştığı temel sorunlar arasında belediyelerden hastanelere, güvenlik ve altyapı birimlerinden yürütülen ihalelere katılımın sınırlanması yer alıyor. Ayrıca bir ihalenin Avrupalı bir şirket tarafından kazanılması durumunda bile, üretim süreçlerinin GPA üyesi bir ülkede gerçekleştirilmesi gerekliliği, Türkiye’nin üretim merkezi olarak kalıcı bir rol oynamasını engelliyor.
Ekonomik etkiler ve sektörlere yansıması TGSD’nin ve sektör temsilcilerinin vurgu yaptığı üzere, Türkiye’nin toplam ihracatının önemli bir kısmını oluşturan AB pazarında GPA’dan kaynaklanan engeller, katma değerli ve teknik tekstil alanlarında yatırım ve üretim kararlarını etkileyebiliyor. Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim gibi stratejik sektörlerinde, Avrupalı kamu müşterileri için sadece GPA üyesi ülkelerle çalışmanın zorunlu hale gelmesi, rekabet gücünü azaltıyor ve dışa bağımlılığın artması riskini beraberinde getiriyor.
GPA’nın getireceği fırsatlar arasında, imzalanması halinde kalıcı bir “orta yol” olarak düşünülen işbirliği olanakları ve standartlarda yükselme, yerli üreticilere yeni bir pazar güvenliği sunabilir. Bununla birlikte, teknik ve hassas alanlarda yüksek standartlar gerektiren ürün talebi, Türkiye’yi yüksek katma değerli üretim için daha baskın adımlar atmaya yönlendirebilir.
GPA’nın taraflar ve kapsamı Dünya Ticaret Örgütü kapsamında olan Kamu Alımları Anlaşması, sadece imza konusunda taraf olan ülkeleri kapsıyor. Mevcut tabloda 22 taraf devlet bulunuyor; AB ise blok olarak tek bir taraf sayıldığı için bu sayı 49 ülke düzeyinde değerlendiriliyor. ABD, Kanada, Japonya gibi büyük ekonomiler ile Güney Kore, Avustralya, Birleşik Krallık gibi ülkeler da bu çerçevede yer alıyor. Türkiye ise gözlemci statüsünde kalmayı sürdürüyor ve tam üyelik süreci için gerekli hazırlıklar bir sonraki adımlarda konuşuluyor.





